Açıkçası öylesine karşına çıkan bir kitaptı kitapçıda hatta olması gereken katagoride değil Nazım Hikmet’in şiir kitaplarının üstüne yatay vaziyette bırakılmıştı, sonrasında fark ettim kitabı arkasını okudum ve almaya karar verdim yani okumaya başlamadan önce kitap ile olan tek alakam arkadındaki tanıtım özetiydi…
Gelelim kitaba; gayet kolay okunan, puntosu büyük, kısa kısa bölümlerden oluşan, yazım dili gayet basit olan bir kitaptı ve açıkçası hayatın çok yoğun bir tempoda ilerlediğini şu dönemde okunacak iyi bir kitaptı. Kitap bir dostluğu baz alıyor aslında başlığa ve kapağa bakınca insanın içinde “heh vıcık vıcık ergen kokan, saçma sapan bir aşk kitabı” olarak düşünmeye çok elverişli ki keza elimde kitabı görenler şaşırdı…. ah, önyargının gözü kör olsun!
Kitap iki arkadaşın tanışmasını, derinleşmesini ve birbirini kaybedişlerini konu alıyor. Kitapta temelde üç kişi var, Elena, Mabel ve Mabel’in abisi France. Bu üçlüyü okuyoruz kitap boyunca zaten kısa bir kitap 200 civarı ama boşlukları düşünürsek 170- 160’a kadar düşer bence.
Kitap bence güzeldi yalan yok sonunda boğazım düğüm düğüm oldu, ve zaten sonu ters köşeydi asla beklemiyordum ama tüm bunlara rağmen kitap asla kasvetli değildi hatta umutluydu hele ki kuantum fiziğini metafor olarak kullanması yazarın çok hoştu.
Bence okuyun, bana güzel vakitler geçirten bir kitaptı.
Sağlıkla ve kitaplarla kalın:)
Rüveyda