Gönderi

Puan vermedi·256 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 02:49
Son zamanlarda beni bu kadar “içeriden” yakalayan bir roman okumamıştım. Selçuk Özyurt’un Kitapçı'sı ilk bakışta bir aşk hikâyesi gibi dursa da sayfalar ilerledikçe aslında meselenin aşk değil, insanın kendiyle yüzleşmesi olduğunu fark ediyorsunuz. Ve bence kitabın en güçlü yanı da tam olarak bu: Sade ama derin bir yerden konuşması. Can karakteri bana çok tanıdık geldi. Başkalarının hayalleriyle büyütülmüş, kendi sesini bastırmış, sonunda o sesi duymak için her şeyi riske eden biri. Hukuk diplomasını bir kenara bırakıp Beyazıt’ta sahaflık yapması, sonra İstiklal’de yeni bir başlangıca adım atması… Bunlar sadece mekânsal değişimler değil; içsel bir kopuşun, bir “ben artık buyum” deme cesaretinin yansıması. Ama insan geçmişini bir çırpıda silemiyor. Eski kırgınlıklar, yarım kalmış duygular, o tanıdık boşluk hissi hep peşinde. Can’ın yalnızlığı bana gerçekten Issız Adam’daki Alper’i hatırlattı. O kaybolmuşluk, bağlanamama hali… Ama Kitapçı burada başka bir kapı açıyor. Çünkü Osman Amca devreye girdiği anda hikâye sadece bir adamın bocalaması olmaktan çıkıyor. Osman Amca, hayatta bazen tek bir insanın bile yönümüzü değiştirebileceğini hatırlatan bir karakter. Yargılamadan dinleyen, akıl vermeden yol gösteren bir duruş… Bence romanın kalbi tam olarak orada atıyor. Bu kitap bende şu duyguyu bıraktı: İnsan bazen yanlış hayatı yaşadığını fark eder ama doğru hayatı kurmak cesaret ister. Kitapçı o cesareti romantize etmiyor; sancısını, kararsızlığını ve yalnızlığını da gösteriyor. Belki bu yüzden bu kadar gerçek. Ben bu hikâyeyi sadece Can’ın değil, yolunu kaybettiğini düşünen herkesin hikâyesi olarak okudum. Belki de en çok, kendi iç sesini duymaktan korkanlar için yazılmış bir roman bu.
KitapçıSelçuk Özyurt · Eyobi Yayınları · 202367 okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.