Algı siyasetçileri beyefendiler... Kalkın büyüğünüz geldi!
Bonaparte demiş ki; "Tarih herkesin inandığı yalanlardır." Bonaparte amcama kısmen katılmakla birlikte, Goebbels'in yalanları sadece Alman halkının inandığı yalanlar olmuş. Bu yalanlar masum değil, neticede kendi milletinden de dahil bir sürü insanın hayatına mâl oldu.
Goebbels bir propaganda ve algı bakanı olarak muhteşem biri, sürekli aynı yalanı söylerse bir süre sonra hem kendisi hem de halkı buna inandıracağına inanmış, başarılı da olmuş. Bana birilerini hatırlattı ama neyse...
Bu derlemede onun 1933 yılından başlayıp, 1944 yılına kadar devam eden süreçte verdiği röportajlar, radyo konuşmaları ve nutukları yer alıyor. Genel olarak öfkeli, zira Birinci Dünya Savaşı'nda aldıkları yenilgiyi hazmedememişler, bu defa kazanacaklarından çok eminler ki bu özgüvenle dönemin diğer güçlerine ciddi suçlamalarda bulunup hakaret ediyor. 1933 yılında başlayan özgüvenli hali, sonraki konuşmalarında kayboluyor, zira ikinci bir yenilgi daha bekliyor onları. Hitler'e olan bağlılığı ise okurken beni dehşete düşürdü, bu denli hayranlığın liderlik karizması olan birine duyulan hayranlıktan çok duygusal bir tarafı olduğuna inanmaya başladım. Ama 'üstün' ırkta böyle ahlaksızlıklar olmaz tabi? Ama tarih tereddütten ibarettir, tarihin yatak odalarında... pardon arka odalarında ne yaşandığını asla bilemeyiz.
Son olarak propagandanın zeki adamların işi olduğuna da inanmıyorum, zira aptal bir çoğunluğa hitap ediyorsanız propaganda her türlü başarıya ulaşır, hatta aptalsanız daha iyi algı ve propaganda yaparsınız.
Okuduğuma memnun olduğum bir kitap oldu, ama kitaptaki yazım hataları, imlâ hataları çok göze çarpıyordu. Daha özenli olunabilirdi.
..
"Bugün biri bana, "Siz, yalnızca bir demagogsunuz!" derse ona şöyle karşılık veririm: " İyi yanından bakarsak, demagoji aslında kitlelerin ben ne istersem onu düşünmelerini sağlama becerisidir. "
..
"Eğer bir politik hareket, üyelerini devletin önemli makamlarına yerleştirebilecek kadar güçlenmiş ise, devlet organlarını şekillendirme hakkına da sahip demektir. Buna karşı çıkan herkes, aptal birer teorisyenden başka bir şey olamaz zira politikada ahlaki prensipler değil güç konuşur."