Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 26 Şubat 2026 16:26 Ergenliğimin o puslu, kalbi hızlı atan yıllarında okumuştum Alacakaranlık’ı. O zamanlar sayfalarını çevirirken hissettiğim şey, yalnızca bir aşk hikayesinin heyecanı değildi gerçek dünyanın gürültüsünden kaçabileceğim farklı bir evren daha bulmuş olmamdı.
Yıllar sonra, yetişkinliğin daha ayakları yere basan ama kalbi biraz daha temkinli hali ile yeniden elime aldım. Açıkçası korktum da “Ya büyü bozulduysa?” dedim. Ama hayır… Bazı hikayeler zamanla eksilmez, sadece başka bir yerden parlar. Ergenliğimde bu altarnetif evrenler benim için bir kaçış kapısıydı. Şimdi ise bir hatırlayış oldu. O yaşta hissettiğim yoğunluğu, saf heyecanı, kalbimin göğsüme sığmadığı anları yeniden duydum. Sanki yıllar önceki ben, sayfaların arasından bana göz kırptı. “Bak,” dedi, “hala benzer yerden seviyorsun.”
O yağmurlu kasabanın içinde yürümek,sıradan bir hayatın içinden doğan olağanüstü ihtimali hissetmek bana iyi geldi. Bu kitabı yeniden sevmek, aslında kendimin o genç, umut dolu halini yeniden sevmek oldu. Demek ki bazı hikayeler büyüdüğümüzde küçülmüyor biz büyüdükçe başka bir yerimize dokunuyor. Ve evet, itiraf ediyorum o eski heyecan hala orada. Sadece artık daha bilinçli, daha sakin…