fantastik açıdan doyurucu ama aşk tarafında da bir o kadar sınıfta kalan bir final kitabı…
-spoiler içerebilir-
öncelikle kurgudan, gidişattan ve evrenden başlayacağım. bence serinin kendi fantastik dünyasında zirveye çıktığı kitap buydu. yer yer ilk kitabın masum sihirlerini özlesem bile ikinci kitapta temeli kurulan Mireleri üçüncü kitapta görmek keyifliydi. yine de bir serinin final kitabına göre fazla soru işareti kaldığını düşünüyorum.
kayıp cennet’in gavriel’den ayrıldığını, ihanet ettiğini görüyoruz ve scarlett geçmişe gittiğinde kayıp cennet’i uyarıyor. kayıp cennet eğer bu yüzden gavriel’e ihanet ediyorsa geleceği en başta değiştirenin scarlett olduğunu yazar bize daha detaylı verebilirdi diye düşünüyorum.
keza aynı şekilde kayıp cennet’in dragna valisi ile evlenmeye geçmişte bu kadar karşıyken neden bu yola girdiğini öğrenebilirdik. aile konusunda fazla havada kaldık gibi.
sürükleyicilik ve tempo açısından yine çok tatmin edici bir kitaptı ama yazarın oluşturduğu çift dinamikleri beni okurken duvardan duvara fırlattı. hele scarlett’ın nicolas ile görüşmeye gittiği kısımda RESMEN göğsüm sıkıştı… julian da sütten çıkmış ak kaşık değil ama BU KADAR DA DEĞİL HOCA YA… ne bu aşk üçgeni sevdası, anlamadım arkadaş. tella tarafı desen koskoca legend ile koskoca kupa prensi daha belimiz doğrulmamışken kızın rüyalarına girmek için falan yarışıyor… GEREK YOKTU BELHANDA.
önceki iki kitapta olağanüstü güçlü anılan Legend’ın daha etkili olmasını isterdim. kayıp cennet’in de beş dakika içinde tekrar ölmesi üzmedi değil…
LAFI TOPARLAYACAK OLURSAK
bakmayın böyle bazı detaylara takıldığıma üç kitabı üç günde yalayıp yuttum. keşke bitmeseydi dedim. bir bu kadar kitabı daha olsa onları da okumaya başlardım. evrenini çok sevdiğim, başrol karakterlerle bağ kurduğum -scarlett ve tella-, okurken bir an olsun sıkılmadığım bir seriydi. bulduğum her boşlukta, gece uykumdan feragat ederek hep bir sonraki sayfayı heyecanla çevirdim.
onları özleyeceğim :(