Evet, katılıyorum. Holden’la bağ kurmak neredeyse kaçınılmaz. Çünkü o, çoğumuzun yüksek sesle söyleyemediği rahatsız edici düşünceleri küçümseyerek ve filtrelemeden dile getiriyor. İçimizde bir Holden var; bunu inkâr etmek zor.
Ama roman ilerledikçe benim için başka bir yere evrildi mesele. Bağ kurmak ayrı, o bilinçle uzun süre kalabilmek ayrı. Holden’ı anladım, hatta yer yer hak verdim; fakat özellikle benim için onunla mesafe koymak da kaçınılmaz oldu. Çünkü haklı olmak, katlanılabilir olmak anlamına gelmiyor.