Beyaz Geceler, dört gece içinde filizlenen ama neredeyse hiç başlayamadan biten bir aşkın hikâyesi.
Hayattan tam anlamıyla zevk alamayan, yaşadığı şehrin binalarını ve caddelerini kendine dost edinmiş, gerçek insanlarla bağ kurmakta zorlanan “Hayalperest” bir gece köprü başında ağlayan 17 yaşındaki bir genç kızla tanışır. Kendisinden hiç beklenmeyecek bir cesaretle konuşmaya başlarlar. O geceden sonra dört gün boyunca buluşur, birbirlerine hikâyelerini anlatırlar.
Bu dört gece bir sonuca varır elbette. Ama o son, insanda ince bir burukluk bırakır.
Hayalperest’in yalnızlığı yer yer fazlasıyla tanıdık geliyor. İnsan bazen birine değil, ona yüklediği hayale tutunuyor çünkü. Kadın karakterin umut ve çaresizlik arasında gidip gelen ruh hâli ise oldukça gerçekçi aktarılmış. Kimsenin “kötü” olarak çizilmemesi, sadece insan olmaları hoşuma gitti.
Yaklaşık 90 sayfalık, uzun öykü tadında bir eser. Kısacık ama etkisi uzun.
Bence okunsun.
Keyifli okumalar