İsimler Evi Clytemnestra, Agamemnon ve çocukları Orestes ile Electra etrafında şekilleniyor. Ancak bu bir destan anlatımı değil; daha çok karakterlerin iç dünyalarına eğilen, intikamın psikolojisini irdeleyen bir roman. Tanrılar geri planda, kader ise neredeyse tamamen insanların seçimlerine bağlı.
En çarpıcı yönü, Clytemnestra’nın anlatımı. Kocasının kızlarını kurban etmesine duyduğu öfke ve bunun yarattığı intikam arzusu, okuru onunla empati kurmaya zorluyor. Tóibín, karakterlerini siyah ve beyaz çizgilerle değil, gri tonlarla resmediyor. Kimse tamamen suçlu ya da tamamen masum değil. Haklı olduğunu düşündüğünüz isimler sürekli değişiyor. Çünkü kimse tamamen haklı değil.
Dil sade ama sert. Diyaloglar ölçülü, anlatım yoğun. Mekânlar karanlık ve klostrofobik; saray bir güç alanı değil, bir hapishane gibi. Şiddet fiziksel olduğu kadar psikolojik. İntikamın nesiller arası aktarımı, sevginin yerini alan nefret ve sessizliğin yarattığı gerilim romanın temel damarını oluşturuyor.
Mitolojik köklerine rağmen metin oldukça çağdaş hissettiriyor. Akıp gitti diyemem ancak fena değildi.