Gönderi

10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2020 61. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2020 01:05
Roman, idealist ama acıma duygusunu tamamen kaybetmiş bir öğretmen olan Zehra'nın etrafında dönüyor. Zehra, Anadolu'nun bir kasabasında başöğretmenlik yapar. Okulunu çok sever, yenilikçi yöntemler uygular, binayı tamir ettirir, okuma yazma bilmeyen kadınlara bile ders verir; kısacası görevine âşık, fedakâr, disiplinli bir eğitimcidir. Ama işte tek bir eksiği vardır: Merhamet ve acıma duygusu sıfırdır. En ufak bir hatada, yoksulluktan geç kalan, üstü başı perişan öğrencileri bile affetmez, sınıfa almaz, sertçe cezalandırır. Bu yüzden çevresindekiler (özellikle Maarif Müdürü Tevfik Bey) ona hem hayran hem de üzülür;Tam öğretmen olabilmesi için acımayı öğrenmeli derler. Romanın dönüm noktası, Zehra'nın babasının ağır hasta olduğu haberiyle başlar. Zehra yıllardır babasını bir canavar, sarhoş, ailesini perişan eden bir adam olarak görmüş ve tamamen reddetmiştir. Babasının ölüm döşeğinde olduğunu duyunca önce babam yok diye inkar eder ama vicdan azabı ağır basar ve İstanbul'a gider. İşte asıl çarpıcı kısım burada: Babasının bıraktığı günlük defterini okur ve çocukluğundan beri bildiği her şeyin tersyüz olduğunu öğrenir. Günlükten anlaşılan o ki, Mürşit Efendi aslında saf, temiz kalpli, aşırı duygusal ve ailesine deliler gibi âşık bir adammış. Karısına ve kayınvalidesine aşırı acıyıp onları evine almış, onlara karşı fedakârlık üstüne fedakârlık yapmış. Ama bu acıma duygusu o kadar aşırı ki, ailesi onu sömürmüş, yalanlarla kandırmış, borçlandırıp perişan etmiş. Mürşit Efendi'nin acıması yüzünden ailesi dağılmış, karısı ve annesi onu hor görmüş, sonunda o da alkole sığınmış. Zehra'nın çocukluğunda gördüğü sarhoş baba aslında bu acınası çöküşün sonucuymuş. Zehra, babasının günlüğünü okurken yavaş yavaş anlıyor ki: - Acımak çok güzel bir duygu ama aşırı acımak da insanı mahvedebiliyor. - Kendi acımazlığı da aslında babasının aşırı acıyışının zıt ucu; ikisi de dengesiz ve zararlı. - İnsanları yargılamadan önce gerçeği tam bilmek lazım. Göründüğü gibi olmayabiliyor. Zehra bu okuma sürecinde babasına, kendine ve hayata karşı acıma duygusunu yeniden keşfediyor. Romanın sonu hüzünlü ama umutlu bir dönüşümle bitiyor; Zehra artık sadece disiplinli değil, aynı zamanda merhametli bir insan haline geliyor. Zehra mantıkla hareket ederken babası tamamen duyguyla hareket etmiş. İkisi de uçlarda olduğu için mutsuz olmuş. İnsan ikisini dengede tutmalı. İnsanlar hakkında acele hüküm vermemeliyiz. Zehra babasını yıllarca canavar sanmış ama gerçek bambaşkaymış. Acımak insanı insan yapan en temel duygu ama dozunda olmalı. Aşırı acımak da, hiç acımamak da felaket getiriyor. Reşat Nuri Anadolu'yu, öğretmenliği, aile dramlarını çok gerçekçi ve duygusal anlatıyor. Okurken hem ağlatıyor hem düşündürüyor. "Acımak iyidir ama ölçülü olmalı, yoksa hem kendin hem sevdiklerin mahvolur" diyen çok güçlü bir roman. Zehra'nın dönüşümü insanı derinden etkiliyor. Eğer okumadıysan kesinlikle oku derim, özellikle son bölümlerdeki günlük kısımları okurken gözlerin dolacak.
1000Kitap
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,5bin okunma
·
41 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.