Japon yazar Saou Ichikawa, 2025 Booker uzun listesine kalan romanı ‘Kambur’la kendisini ilk kez okudum. Bu kitapçık (epey kısa) aynı zamanda Japon edebiyatının en prestijli ödüllerinden Akutagawa Ödülü’nü de almış. Japonya’da uzun yıllar yürürlükte kalan eski Öjenik Koruma Kanunu’nun (engelli bireylere zorla kısırlaştırma ameliyatı yapılmasının dayanağı olan yasa) utancını arka planına alan anlatı, engelli bir kadının iç sesini merkeze taşıyor.
Ichikawa, özel gereksinimli bireylerin (engelli demeyi bırakalım artık) toplum tarafından kabul edilen “zaten iyi” yanılgısı üzerine epey kafa yoruyor. En son bu türde Kenzaburo Oe’nin “Kişisel Bir Sorun” romanından tanıdık bana bu rahatsızlık. Toplumun özel gereksinimli bireylere yönelttiği “iyi, masum ve sessiz” üçlemesini tersyüz ediyor yazar. Kitabın yazılmasındaki mottoyu bilmek isterdim, çünkü hakikaten ilginç ve “nereden esti acaba?” diye düşündüm ara ara. Kitabı bayıla bayıla okumasam bile, öjenik yasası, annelik, kadın bedeni ve üreme hakları konusundaki “fazla dürüst karakteri” sayesinde hafızalardan kolay kolay silinmeyecektir. Kambur, özel gereksinimli bireylerin, sosyal devletten aldığı yardımlarla geçinenlerin, çalışan, üreten, vergisini veren ve devletin sırtında birer yük, birer “kambur” metaforu da yeterince açık kesinlikle.
Kambur, Shaka isimli karakterin bireysel engellerine rağmen arzularının, sinirlerinin, öfke ve kıskançlığının olabildiğini, “dışlamayı bırakırsak, insan olduklarını anlayabilirsiniz,” diyor ve kendisindeki noksanlıklardan dolayı bir kadının haklı öfkeleriyle tanışıyoruz. Ichikawa, Kafka’nın “Dönüşümü”ndeki Gregor Samsa’nın bir dev böceğe hapsolması gibi, Shaka’nın da kendini yanlış bir bedende kodese tıkıldığı hissi çok tanıdık, çok benzer. Kambur, cesur bir roman arayanlar için doğru adres. Beğenmemiş olsam da, cesareti ve rahatsız ediciliği için tebrik ediyorum.