Saou Ichikawa – Kambur
Kambur, yalnızca engelli bir karakteri anlatan bir roman değil; bizzat yazarının da engelli olması nedeniyle güçlü otobiyografik izler taşıyan, son derece cesur bir metin. Ichikawa, bu hikâyede okuru korumuyor, yumuşatmıyor; aksine bilinçli bir sertlikle, görmezden gelinen duyguların üzerine gidiyor.
Roman, engelli bir bireyin gündelik hayatta karşılaştığı fiziksel zorluklardan çok, zihinsel ve duygusal yüklerine odaklanıyor. Toplumun engelli bedene biçtiği “masum, arzudan arınmış, sabırlı” rolü parçalayarak; bastırılmış öfkeyi, kıskançlığı, arzuları ve karanlık düşünceleri sansürsüz biçimde görünür kılıyor. Bu yönüyle kitap, empati kurmaktan çok yüzleşmeye davet ediyor.
Özellikle altını çizmek gerek: Kambur’da açık, sansürsüz ve +18 sahneler yer alıyor. Bu sahneler estetik bir rahatlık sunmak için değil; engelli bireylerin cinselliğinin ve arzusunun nasıl sistematik olarak yok sayıldığını çarpıcı biçimde göstermek için kullanılıyor. Yer yer rahatsız edici olabilmesi de tam olarak bu yüzden. Ichikawa, okurun konfor alanına dokunmaktan çekinmiyor.
Dil son derece sade, ama aynı ölçüde sert ve keskin. Duygular dramatize edilmiyor; kısa, doğrudan ve filtresiz cümlelerle aktarılıyor. Bu yalınlık, anlatılanları daha ağır ve daha çarpıcı kılıyor. Okur, karakterle empati kurarken aynı anda ondan uzaklaşabiliyor; bu ikili duygu hali romanın en güçlü yanlarından biri.
Kime öneririm?
– Psikolojik derinliği olan, rahatsız edici ama düşündürücü metinleri sevenlere
– Engellilik meselesine romantize edilmeden, dürüst ve cesur bir yerden bakan kitaplar arayanlara
– Arzu, beden, öfke ve bastırılmış duygular üzerine sorgulayıcı okumalar yapmayı sevenlere
– Kısa ama etkisi uzun süren, tok metinlerden hoşlananlara
Kambur, kolay sevilen ya da “iyi hissettiren”