Eric-Emmanuel Schmitt’in sade ama katmanlı anlatımıyla, yalnızlıkla büyüyen bir çocuğun kalbine şefkatle dokunan bir bilgelik hikâyesidir; Paris’in arka sokaklarında sevgisiz bir evde var olmaya çalışan Momo ile mahalle bakkalı Mösyö İbrahim arasındaki ilişki, kan bağından değil gönül bağından doğan bir babalığın mümkün olduğunu gösterirken, dinler ve kültürler ötesi bir insanlık dilini fısıldar. Roman, tasavvufi bir dinginlikle “sabır”, “kanaat” ve “gülümsemenin cömertliği” gibi kavramları gündelik hayatın içinden geçirerek okura sunuyor; büyük olaylardan çok küçük anların dönüştürücü gücüne yaslanır. İnce, zarif ve yer yer hüzünlü tonu sayesinde didaktik olmadan öğreten bu metin, insanın en karanlık yalnızlığında bile bir kapının aralanabileceğini ve kalbin, doğru rehberle, yeniden çiçek açabileceğini hatırlatıyor.