Yazarın kaleminden, Ben isimli farklı bir çocuğun ve geleneksel kalabalık ailesinin hikayesini okuyorsunuz.
Güçlü, dayanıklı bir o kadar da ürkütücü olan bu çocuğun uyumsuzluğu sonucu, bize normal kavramını düşündürüp sorgulatıyor.
Toplumlarda Normallerimiz nelerdir???
Öte yandan yüceltip kutsallaştırdığımız annelik kavramını da..
‘Farklı’ çocuklu ailelerde yaşanan sevgi, suçluluk, ihmal, kıskançlık, duyarsızlık, vicdani çatışma kitabın ana unsurları diyebiliriz.
Kocaman çok çocuklu bir aile olma hayalinin aileyi nasıl savurduğunu, dışlandığını ve yalnızlaştırdığını usul usul görüyoruz. Ayrıca ince dönem aile eleştirisi de görmek mümkün.
Öngöremediğimiz farklı şeyler yaşadığındaki şaşkınlık, korku, öfke, reddetme, kaçış gibi duygusal ve insani tepkileri de görüyoruz..
Ama ben en çok da ( bir anne olarak) annelik konusunu irdeledim.
Birçok düşünüre göre annelik yüce ve kutsaldır (Hegel, Rousseau gibi)
Diğer yandan bunun karşısında da görüşler pek mümkün tabii (Engels, Simon de Beauvoir gibi)
En nihayetinde bir kadın bir anne olmuşsa artık toplumda kültürel olarak da bir rolü oluşmuş olur.
Birçok ahlaki ve değerler addedilir,
Kadına bu öğretilir hatta dayatılır.
Dolayısıyla bu kadında derin sorumluluğa, kısıtlamaya, mahrumiyete ve görünmez bir baskıya dönüşür. Belki bunu yaşarken sadece adlandıramaz.
Öte yandan bu öğretilerle çoğu kadın da anneliği cefakar, fedakar, derin sorumluluk ve sevgiyle bağlanarak yaşar. Her türlü zorluğa katlanır, canı pahasına..
Kafamda deli sorular???
Sevgi sadece “olan” bir şey mi yoksa inşa edilen bir şey mi?
Bir annenin çocuğunu sevmesi mutlak mıdır? Ya da
sevmek zorunda mıdır?
Sanırım biyolojik olarak hormon sayesinde çocuğuyla bağ kurma ve emek gücü ile gerçekleşiyor.
Bence;
Annelik emeğin en görünen en mutlak olanıdır,
bir yönüyle de öğrenilen bişey elbette,
Sevgi hem içgüdü hem duygu hem emek hem de cesarettir.
Çoğu annede de bu çok yönlülük mevcuttur.
Ama en nihayetinde hepimiz insanız yorulmuş, tükenmiş, örselenmiş, zorlanmış bir anne de sevgisiz pekala olabilir.
Başka bir detay var ki , o da anne olmayan kadının eksik ve kusurlu görülmesi, özellikle de bizim gibi toplumlarda.
Öyle tercihde bulunması bile kabul edilemez görülüyor.
Neyse bu çok daha detaylı ve sorunlu bir konu. Sanırım çok dallandırdım, (kitap dışı oldu biraz)
Derin ve koruyucu bağ ile seven, düşüp tekrar tekrar kalkmayı bilen, vazgeçmeyen, emek veren annelerimize gelsin bu kitap.
KitaplaKalın