·976 syf.····Okunma: 27 Şubat 2026 00:00 Uzun zamandır her günüme eşlik etti. Bazen mutluyken, bazen sıkıntılıyken, bazen gece uykudan uyanıp, bazen uyku tutmadığında, bazen bir sohbet esnasında çıkarıp, çevirip sayfaları okudum.
Başta cesaret edememiştim okumaya. Ya hakkıyla anlamazsam ya da anlayıp ders çıkarmazsam diye. Bu tarz kitaplar kendini her okuyucuya açmıyor çoğu zaman. Belki de okuyucu kitaba hazır olmuyor çoğu zaman. Ama hakkıyla niyet edip başlayınca... Onu sanki sizden önce ruhunuz okuyor. Sanki ruh ezelden bildiği şeyi hatırlıyor.
13.yy' da yazılmış olduğu tahmin edilen ve Mevlana Celaleddin Rumi'nin eseri Mesnevî'yi anlatmak mümkün mü bilemem ama şunu diyebilirim ki, anlam arayışında olan talibi, matluba eriştirecek olan sayısız yol var, en mühimlerinden biri de bu eser.
Kimi kitaplar için okudum ama bitmedi deriz, işte Mesnevi de bu yönüyle ne kadar okunursa okunsun bitmeyecek o nadide eserlerden. Zira 'Rabbim bana eşyanın hakikatini göster' niyazında bulunan Efendimiz'in bize anlattığı eşyanın hakikatine erişmek amacı adeta Mesnevî'nin de yegane amacıdır.
Eksik olduğumu değil hiç tamamlanamayacağımın korkusunu yaşadım bazen. İnsan olduğumu değil iyi bir insan olamayacağımın korkusunu da tabi.
Vicdanımla çok yalnız bıraktı beni, hatalarımla çok yüzleştirdi. Doğru bildiklerimden şüphe ettirdi çoğu zaman da... Ama hep yol gösterdi okuduğum her kelime her cümle. Okudukça şanslı hissettirdi bana kendimi. Hadisler, ayetler ve tamamını hayatımıza ne kadar entegre edebildiğimiz sorgusuna girmek için mutlaka izi sürülmeli.