Hellloooorrrriiiiiiii (:
Bugün sizlere uzun zamandır karşıma çıkan, hep “bir ara okuyayım” deyip ertelediğim ama sonunda doğru zamanın şimdi olduğuna inandığım o kitapla geldim
Ve şunu söyleyebilirim… Finaliyle beni gerçekten ters köşe yaptı! Son ana kadar hiçbir şeyi fark edememişim
Yusuf, yıllar önce evi terk edip Bursa’ya sığınmış bir adam. Ne doğru düzgün bir iş bulabilmiş ne de kalacak bir yer… Günlerce sokaklarda kaldıktan sonra tuttuğu küçük bir bekar evinde yıllarını geçirmiş. Ama insan geçmişinden ne kadar kaçabilir ki?
Kırk yaşına geldiğinde, artık dönme vakti geldiğini hissediyor. Hüseyin’le birlikte İstanbul’a geri dönüyor. Çünkü artık orada bir evi var.
Fakat o eve adım attığı an, geçmiş de onunla birlikte kapıdan içeri giriyor…
Meraklı komşular, bitmeyen sorular, yarım kalmış hikâyeler…
Ve temizlik yaparken bulduğu bir günlük.
Babası Hikmet’e ait bir günlük.
İşte her şey tam da o sayfalarla değişmeye başlıyor.
Geçmişle yüzleşme, pişmanlık, kaçış ve gerçeklerle hesaplaşma üzerine kurulu; sakin ilerleyen ama sonuyla insanı sarsan bir hikâye.
Ben finaline gerçekten hazırlanamadım.
Siz ters köşe finalleri sever misiniz?