Sanırım bir roman serisinin kaliteli olup olmadığını diğer her şeyin ötesinde etkileyen yegane şey ana ve yan karakterlerin yazılış kaliteleri oluyor. Bu kitapta da tam bir ana karakter olmamakla beraber Logen benim en yakın bulduğum kişi oldu. Diğer karakterlerin de kendi dünyaları içindeki organik gelişim ve var oluşlarını okumak sardı. Hikaye ilerledikçe ters köşemsi olaylarla beraber merak yitip sıkıldığım olmadı. Sadece Bayaz konusunda ne hissedeceğimi fazlaca bilemediğim dalgalanmalar yaşadım. En başlarda daha sıcak hissederken özellikle son kitapta gelinen halde daha uyuz olur hale geldim. Bunun yanında çok ama çok uzun yaşayıp nesillerce insanların aynı hataları aynı şekillerde yapmalarına şahit olmuş birinin hayatında yumuşaklığı ve sabrı ne kadar muhafaza edebileceğini sorgulamadan edemedim ama özellikle son kitapta ortaya çıkanlarla (BURDAN SONRASI CİDDİ SPOİLER İÇERİR!!!) Bayaz'ın aslında nası biri olduğu çok daha ortaya çıktı ve ona beslenen tüm anlayış yahut hak veren bakış açısını tek başına yıktı. Jezal'ı en başta bu kadar sevmezken kral olduktan sonraki emekleriyle göze girdi. Dediğim gibi Logen benim kitapta şüphesiz favori karakterim oldu. Ferro'nun arızalığı ve yengemiz oluşu nisbetinden kendisine de bir muhabbetimiz oluştu. Collem West abimiz de fedakarlığının yanısıra prensi istemeden de olsa gebertişiyle gözümüze girdi. Glokta çok siyah gözüken bir gri karakter ve kitabın başında Glokta'yı bu kadar gri göreceğimi düşünmezdim. Ama yine de çok koyu bir gri diyebiliriz. Cosca güzel bir yan karakterdi. Carla dan Eider de bizi heycanlandıran bir ablamız oldu :)