Ruhumdaki tutsaklık
Puan vermedi·112 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:00
Bazı acılar vardır, insanın bedeninde başlar ama ruhunda büyür. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu tam olarak böyle bir acının romanı. Okurken bir çocuğun hikâyesini okumadım sadece, korkunun, yalnızlığın ve erken büyümek zorunda kalmanın insanın içine nasıl yerleştiğini hissettim. Bu romanın en sarsıcı tarafı şu, bir çocuğun çocuk olamamasını anlatıyor. Daha hayat başlamadan, hayatın yükünü omuzlarına almak zorunda kalan bir çocuk. Bacağındaki hastalık sadece fiziksel bir acı değil, onun dünyayla arasına giren görünmez bir duvar. O duvarın arkasından insanlara bakıyor, ama tam olarak onların arasına karışamıyor. Ve bu yüzden roman boyunca şu duygu hiç gitmiyor, hapsolmuşluk. Bu bir hastane romanı gibi görünse de, aslında bir hapishane romanı. Kahraman bir koğuşta yatıyor, ama asıl tutsak olduğu yer kendi bedeni. Kaçamıyor, kurtulamıyor, bekliyor. Ameliyat ihtimali, belirsizlik, korku, hepsi onun içinde büyüyor. Dışarıdan bakıldığında sadece hasta bir çocuk, ama içeride sürekli düşünen, sorgulayan, korkan ve erken olgunlaşan bir zihin var. Belki de en ağır olan şey, onun yalnızlığıydı. Kalabalıkların içinde bile yalnızdı, çünkü kimse onun yaşadığı korkunun derinliğini gerçekten anlayamıyordu. İnsan bazen acıyı tek başına taşımak zorunda kalıyor. Bu kitap, o yalnız taşıma hâlini anlatıyor. Bir de romanın en etkileyici tercihlerinden biri, kahramanın adının hiç olmaması. Bu, onu daha gerçek yaptı, daha yakın, daha çıplak. Sanki bir başkasını değil de, insanın kendi içindeki kırılgan tarafı anlatıyordu. İsimsiz oluşu, onun sadece bir kişi değil, bir duygu olduğunu hissettirdi. Ve Dokuzuncu Hariciye Koğuşu sadece bir yer değil aslında, bir eşik. Bir yüzleşme noktası. Çocukluktan çıkışın, masumiyetin bitişinin ve gerçeğin başladığı yer. O koğuş, onun korkularının somut hâliydi. Peyami Safa bu romanı öyle samimi yazmış ki, bazı yerlerde bunun bir kurgu olduğunu unutuyorsun. Sanki biri sana hayatının en kırılgan dönemini fısıldıyor. Gösterişsiz, süssüz, ama çok derin. Bu kitap bana şunu hissettirdi. İnsan bazen bir odada değil, kendi içinde hapsolur. Ve en zor kaçılan yer, insanın kendi içidir. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, bir hastalığın değil, bir ruhun büyüme hikâyesidir. Sessiz, kırılgan ve unutulmayacak kadar gerçek.
1000Kitap
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2025121,2bin okunma
·
173 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.