Puan vermedi·464 syf.····Okunma: 28 Şubat 2026 14:06 Hugo bu kitabı, III. Napolyon’a muhalif olduğu için sürgün edildiği Guernsey Adası’nda yazmış. Kitaptaki o muazzam deniz betimlemeleri, yazarın her gün penceresinden izlediği hırçın Manş Denizi'nin doğrudan yansımasıdır. Hugo, kitabı sürgündeki dostlarına ve "o sert ama nazik ada halkına" adamıştır.
Kitabın en meşhur sahnelerinden biri, kahramanımız Gilliatt’ın bir mağarada dev bir ahtapotla (mürekkep balığı) olan ölüm kalım savaşıdır. İlginç olan şu ki; o zamana kadar Fransızcada bu hayvan için yerel bir kelime olan pieuvre pek bilinmiyordu. Hugo’nun bu kitaptaki betimlemelerinden sonra "pieuvre" kelimesi Fransızca sözlüğe ve günlük dile yerleşmiş.
Hugo, bu kitabı bir üçlemenin parçası olarak görüyordu:
• Sefiller: Toplumsal yasalarla olan mücadele.
• Notrdame’ın Kamburu: Dogmalar ve dinle olan mücadele.
• Deniz İşçileri: Doğayla ve nesnelerle olan mücadele.
Hugo’nun Sefiller’deki o toplumsal çığlığından sonra rotayı hırçın dalgalara kırdığı bu eser, tam bir "sabır testi tadındaydı.
Açık konuşalım; Hugo amca bazen konuyu öyle bir dağıtıyor ki, "Tamam Victor, gemi çarkını anladık, artık hikayeye dönsek mi?" demekten kendimi alamadım. Gereksiz teknik detaylar ve bitmek bilmeyen tasvirler arasında bazen boğulacak gibi oldum. Modern bir okur için bu tempoda kalmak gerçekten oldukça zor
Eğer "Ben sadece olay örgüsüne bakarım, aksiyon olsun" derseniz bu kitap sizi biraz yorabilir. Ama "Ben bir atmosferin içinde kaybolmak, o tuzlu rüzgarı yüzümde hissetmek istiyorum" diyorsanız, aradaki o uzun teknik kısımları (belki biraz hızlı geçerek!) okumaya değer.