bize hayatın bir varış noktası ya da bir başarı hikayesi olmadığını, sadece bir "süreç" olduğunu öğretir. Fugui’nin yaşlılığında kendi adını verdiği öküzüyle konuşması, aslında insanın kendisiyle, geçmişiyle ve ölüleriyle yaptığı o bitmek bilmeyen içsel konuşmanın bir yansımasıdır. Hayat, Fugui’den her şeyi almıştır; ancak o "yaşama" yetisini elinden alamamıştır. Bu kitap, son sayfasını kapattığınızda size şunu hissettirir: En büyük trajedi ölmek değil, yaşamak zorunda kalmaktır; ama aynı zamanda en büyük mucize de her şeye rağmen ertesi sabah o güne uyanabilmektir.