·208 syf.····Okunma: 27 Şubat 2026 22:23 Beyaz Geceler uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı ama beklediğim kadar etkilenmedim. Özellikle kitapta yer alan beş metnin içinde yalnızca Beyaz Geceler hikâyesi biraz ilgimi çekti; diğerlerini ise anlamlandırmakta zorlandım.
Beyaz Geceler’deki o yalnız hayalperest ve kısa süreli umut hâli aslında duygusal olarak güçlü bir zemin sunuyor. Ama belki de anlatının aşırı naifliği ya da karakterin hayal dünyasına fazlaca yaslanması beni tam içine çekemedi. Duygu var, evet; fakat o duygu bende derin bir iz bırakmadı.
Diğer metinler ise daha kapalı ve parçalı geldi. Fyodor Dostoyevski’nin erken dönem üslubu yer yer yoğun bir iç monolog hâline dönüşüyor. Olaydan çok ruh hâline odaklanıyor; belirgin bir varış noktası olmayınca metin havada kalmış gibi hissettirebiliyor. Bu da okurla metin arasına mesafe koyuyor.
Belki de mesele şu:
Bazı kitaplar çok sevilir diye bizde de aynı etkiyi yaratmak zorunda değildir.
Beyaz Geceler benim için kötü bir okuma değildi ama güçlü bir iz de bırakmadı. Daha çok, kısa bir karşılaşma gibi geldi; bitince zihnimde değil ama yalnızca sayfalarda kaldı.