Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
On birinci roman on yedinci kitaptan sonra serinin ikinci kitabı. İlk kitaptaki kurgusal boşluklar yazarın klasik geriye gitme tekniği dolduruluyor. Hikaye bağlamında büyük ret planı açığa çıkan ve hapse giren Hansen’in geçmişini tamamen silmesi ve herkesle irtibatını koparması, tahliye olduktan sonra hafiften illegal işlere bulaşması ve bir şekilde emekli olması (mahkum sponsoru olayı müthişmiş iş ve kalacak yer temin edilip kişi topluma entegre edilmeye çalışılıyor) oğlundan gelen mektubu 8 yıl sonra açıp torunu olduğunu öğrenmesi ve bundan 3 yıl sonra yani torunu tam 11 yaşında iken ziyaret gitmesi şeklinde ilerliyor. Üslup gayet güzel hatta ilk kitaba göre daha bi beğendim diyebilirim. Karakterin derinlemesine dalması da baş daha doyurucu geldi adamı iyide anladım diyebilirim. Anlamasam da anladım, kitap da biraz bunu istiyor sanki. Hiç kimse olmak istiyor Hansen, kendi rutinleri ile toplum nezdinde, tanıdıkları nezdinde dahi hiçbir rol üstlenmeden anlam bulamadığı bu hayatta nefesini tüketip iz bırakmadan gitmek istiyor. Planı bir başkaldırı niteliğinde, bunu anlatırken Tanrı’nın kurduğu plana alternatif yaratmak istiyor sanki o kadar da kibirli. Ancak kendi alternatif planını var ettiğinde Tanrı’nın varlığını kabul etmesi gerektiğinin de farkında zira olmayan bir şeye başkaldıramazsın. Ancak ben inanıyorum diyor ve kendini bir paradoksa sokuyor. Bu tarzı sorgulamaları okumak güzeldi. Garibim oğlu Peter her şeye rağmen baba deyip bağrına basmaya çalışıyor ama Hansen’in içinde bir sıkışmışlık var, kendini rahat hissetmiyor, uzun kalacağımı zannetmesinler diye gidip küçük bir bavul alıyor. Sonlara doğru torununu uçarken gördüğü çarpıcı olaydan sonra gelininin şimdi mutlu musun sorusuna şok bir şekilde Hayır cevabını veriyor. Bu adam hiç mutlu değil çünkü gerçeği ancak ifade ediyor. Bu cevaptan sonra artık kalamam deyip davetlilerim geleceği akşam yemeğine kalmadan ve kimseye haber vermeden çekip gidiyor. Hatta öyledir gidiş ki karakteri anlamaya vesile oluyor bence. Gelip aramasınlar diye bir durak ileriye gidiyor taksiyle, hediye almayı unuttuğu torununa vereceği gıcır binmiş banknotu taksiye veriyor, tren gitmiş, gardaki görevliye otobüs durağını soruyor adam götürmek istiyor ama kibrinden kabul etmiyor, sağ ve sol yol arasında kalıp deneyerek buluyor hatta yarı yolda dönüyor bu da kararsızlığını gösteriyor, durağı bulunca kitap okumak için tren istasyonuna geri dönüyor bu da ne kadar keyifçi olduğunu gösteriyor bence. Rutinlerine sadık. Okuduğu kitabın “Ölümcül Hastalık” olması esasında karakterin tanımı niteliğinde. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış gibi hareket ediyor kendini her şeyden soyutlayan, var olmak istemeyen, kendi rutininde yaşayıp yitip gitmek isteyen bir insan. Üçüncü kitabı da okuyup seriyi tamamlayacağım kısmetse.
17. RomanDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2023349 okunma
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.