7/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 13:44
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’yu okurken içimde sürekli bir sıkışma vardı. Böyle sessiz, ağır ama gerçek bir sıkışma. Çünkü bu kitapta kimse bağırmıyor ama herkes acı çekiyor. Hastalık zaten başlı başına zor. Sürekli ameliyat ihtimali, belirsizlik, korku… Ama beni asıl yoran şey o çocuğun kendini eksik hissetmesi oldu. Daha bu yaşta, “ben normal değilim” duygusunu taşıması çok ağırdı. Bir de Nüzhet meselesi var… Onu seviyor, çok belli. Ama sevdiğini bile rahat rahat yaşayamıyor. Sürekli geri çekiliyor. Hastalığı yüzünden kendini onun yanına yakıştıramıyor. Okurken bazen ona kızdım açıkçası. “Bir kere de korkmadan sev” demek istedim. Ama sonra düşündüm… İnsan en çok kendi yarasından utanıyor galiba. Nüzhet’e de yer yer kırıldım. Bazen fazla rahat, fazla hafif geldi bana. Onun dünyası daha aydınlık, daha normal. Kahramanın dünyasıysa hep gölgeli. O dengesizlik zaten aşkı baştan yaralıyor. Peyami Safa o iç konuşmaları o kadar yoğun yazmış ki, sanki birinin günlüğünü okuyormuş gibi hissettim. Kısacık bir kitap ama duygusal yükü ağır. Benim için bu roman, bir hastalığın değil; gururun, eksiklik hissinin ve yarım kalmış bir aşkın hikâyesi oldu.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.