Puan vermedi·278 syf.··
2026 6. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 06:27
İstanbul’un Buhurdanlığı: Kahveler Kitabı Salah Birsel okumak, bir yazarla değil, ağzından bal damlayan bir İstanbul efendisiyle karşılıklı kahve içmektir. "Salah Bey Tarihi"nin bu ilk durağında, sadece mekanların değil, o mekanları var eden ruhların, kokuların ve en önemlisi "insan"ın izini sürüyoruz. Bu kitap, şehrin hafızasını nargile fokurtuları ve mürekkep kokusu arasında bize yeniden iade ediyor. Kitabı okurken özellikle altını çizdiğim ve hafızama kazınan duraklar şunlar oldu: Nayiler ve Divanyolu Kahveleri: Kitabın başında bizi karşılayan o arayış ruhu muazzam. Genç edebiyatçıların "ulusal bir sanat" yaratma sancısıyla Şark Klasikleri'ne, Mevleviliğe yönelişleri ve bu entelektüel doğum sancılarının kahve köşelerinde nasıl şekillendiği, Salah Bey’in o ironik diliyle birleşince ortaya tam bir dönem panoraması çıkıyor. Hele o Divanyolu... Arif’in Kıraathanesi gibi yerlerin sadece birer kahvehane değil, dönemin gayriresmi akademileri olduğunu görmek bugünün plaza kültürüne sert bir tokat gibi iniyor. Ben Onun Mecburuyum: Attilâ İlhan’a selam çakan bu bölümde, yazarın bir mekana duyduğu o iflah olmaz sadakati görüyoruz. Bir yazarın masası, sandalyesi ve garsonuyla kurduğu o mahrem bağ; edebiyatın neden dört duvar arasında değil de hayatın tam kalbinde, o gürültülü sessizlikte doğduğunu kanıtlıyor. Üsküdar ve Mahmutpaşa Esintileri: Üsküdar kahvelerindeki o dinginlik, Şifa ve Bakla Tarlası’nın puslu havası bizi şehrin öteki yüzüne götürürken; Mahmutpaşa Camii avlusundaki o esnaf telaşıyla harmanlanmış kahve kokusu, kitabın sosyolojik derinliğini artırıyor. Bir yanda tasavvufi bir sükunet, diğer yanda ticaretin ve hayatın en çıplak hali... Çalgılı Kahveler ve Halkın İçinde Bir Dev (Haşim): Semai kahvelerindeki o tulumbacı naraları, sazlı sözlü eğlenceler halk kültürünün ne kadar renkli olduğunu anımsatıyor. Ancak benim için en vurucu olan, modern şiirin o "fildişi kulesindeki" ismi Ahmet Haşim’i, halk kahvelerinde Yakup Kadri ile beraber halkın arasında, o salaş masalarda görmektir. Haşim’in o melankolik bakışının halk kahvesinin dumanına karışması, Salah Birsel’in anlatım gücünün zirvesidir. Sonuç olarak; Kahveler Kitabı, bir tarih kitabı değildir; bu kitap yaşayan, soluk alan ve her sayfasında Türk edebiyatının dev isimlerini yan masanıza davet eden bir zaman makinesidir. Salah Birsel’in o kendine has "argo ile nezaketi birleştiren" Türkçesiyle İstanbul’u yeniden keşfetmek isteyen herkesin bu rafine masaya oturması gerekir. Şehrin gürültüsünden kaçıp bir fincan kahve eşliğinde geçmişin o "güzel insanlarına" misafir olmak isteyenlere şiddetle öneririm.
Kahveler KitabıSalâh Birsel · Sel Yayıncılık · 2003202 okunma
·
66 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.