Yazarı Deklanşör kitabı ile tanıyıp anlattığı hikayeyi çok hareketli bulmuştum. Kitabın karakteri ile ilgili biraz hatırlatma yapmak istiyorum. Rita, adli tıp fotoğrafçısı olarak görev yapmaktadır. Mesleğinde de çok başarılıdır çünkü ona yardımcı olan çok önemli bir özelliği bulunmaktadır. Suç mağdurlarının hayaletlerini gördüğü için davaları çözmek onun için oldukça kolay. Ama tabii diğer yandan oldukça tehlikeli de bir iş. İnsanın böyle bir yeteneği olunca acaba onun hayatını kolaylaştırır mı yoksa hayatına mı mal olabilir kestirmek zor.
Poz kitabında ise karşısında bu kez sadece hayaletler değil, kendi yaşamına dair detayların da olduğu büyük bir yüzleşme onu bekliyor. Rita ve yaşamı ile ilgili daha çok fikir edinerek ilerlediğimiz kitabın karakterleri arasındaki bağlantıyı çözerek kafanızda olaylarla ilgili daha net bir fotoğraf belirecektir.
Büyük bir ailenin yok olmasıyla başlıyor kitap.
Altı çocuk, anne ve baba…
Neler olmuştu öyle…
Öld*rülen çocuklardan birinin hayaletini yardımı ile Rita epey fikir edindi. Evin yan tarafındaki kulübede gördüklerini ise ben de kesinlikle unutamayacağım. Artık o andan sonra dava çok farklı bir boyuta ulaşacaktı.
Bu aileyle başlayan kitap Gallup sokaklarına kadar uzanırken, Rita’nın da yaşamına dair çok özel detaylarla devam etti. Köklerine ait kültürel miras ve kendini bulma yolculuğunda, aydınlatmaya çalıştığı olaylarla oldukça hareketli bir Emerson kitabı daha.