Gönderi

Puan vermedi·201 syf.··
2026 5. kitabı
Platon’un bu dört diyalogu bir arada okunduğunda, karşımıza sadece bir filozof değil, bilinçli bir rahatsız edici biri çıkar. Sokrates’in Savunması’nda kendisini “at sineği”, Atina’yı ise soylu ama hantal bir ata benzetir.Sokrates, toplumu uyandırmak için onu ısırmayı, rahatsız etmeyi göze alan bir figürdür. Bu metinlerde Sokrates’i “bilge” olarak tanımlamak yetersiz kalır; o daha çok “bilgeliğin imkânsızlığının bilincinde olan” biridir. Özellikle Euthyphron diyalogunda, dindarlık konusunda uzman olduğunu iddia eden Euthyphron’u köşeye sıkıştırması, Sokrates’in yönteminin yıkıcı ama arındırıcı gücünü gösterir. Euthyphron babasını dava edecek kadar “dindar” olduğuna inanır, Sokrates ona aslında ne yaptığını bilmediğini gösterir. Bu, günümüz okuru için de geçerli bir eleştiridir: Kavramların içini doldurmadan, sadece toplumsal alışkanlıklarla iyi , doğru veya dindar olunabilir mi? Sokrates’in Euthyphron’a yönelttiği “Dine uygun olan, tanrılar sevdiği için mi dine uygundur, yoksa dine uygun olduğu için mi tanrılar onu sever?” sorusu ahlakın kaynağını sorgulayan devrimci bir fikirdir. Sokrates’in Savunma sırasındaki tavrı ise, savunmadan ziyade bir meydan okumadır. Ölüm cezası ihtimali karşısında çocuklarını mahkemeye getirip ağlatarak duygu sömürüsü yapmayı reddeder , onun karakterinin sertliğini ve tavizsizliğini ortaya koyar. Hatta suçlu bulunduktan sonra kendisine ceza olarak “Prytaneion’da ömür boyu bedava yemek önerisinde bulunması kimilerince kibir, kimilerince ise ironinidir. Bu durum okura şu soruyu sordurur: Sokrates gerçekten yaşamak istiyor muydu, yoksa felsefesi uğruna ölmeyi mi tercih ediyordu? Kitabın en tartışmalı ve zihin açıcı bölümlerinden biri Kriton diyalogunda geçer. Savunmada devlete ve kalabalığa kafa tutan o asi Sokrates, kritonda hapishaneden kaçma fırsatı varken “Yasalara itaat” adına kalmayı seçer. Bu, okuyucuda bir çelişki hissi yaratabilir: Neden haksız bir karara itaat ediyor ki ? Ona göre, bir yurttaş Atina’da doğup büyümekle, yasalarla zımni bir anlaşma yapmıştır .Kaçmak, o şehri var eden yasalara ihanet etmektir. Sokrates’in “Yanlışa yanlışla karşılık vermemek gerekir” ilkesi , evrensel bir ahlak yasası gibidir. Sokrates, bedeni kurtarmak uğruna ruhu sakatlamayı reddeder. Sokrates kaçsaydı, felsefesi sadece lafta kalacaktı; kalarak düşüncesini ölüme dönüştürmüştür. Kitabın son bölümü olan Phaidon diğerlerinden ayrılır ve daha mistik, metafizik bir havaya bürünmüş. Burada Platon, Sokrates’in ağzından kendi “İdealar Kuramı”nı ve ruhun ölümsüzlüğünü işler. Sokrates’in “Felsefe, ölme ve ölüme hazırlık yapma sanatıdır” görüşü, yaşamı olumsuzlayan bir bakış açısı gibi gözüküyor. Ancak metni incelediğimizde ruhu bedensel dürtülerin köleliğinden kurtarma çabası olduğunu görmekteyiz. Beden; açlık, susuzluk ve arzularla zihni bulandırır .Beden ruhu hapseder. Ölüm ise bu “hapishaneden” kurtuluştur. Sokrates’in baldıran zehrini içmeden önceki son anları baya etkileyicidir. Dostları ağlarken onları azarlaması ve sessizliği korumalarını istemesi , onun ölüm korkusunu tamamen yendiğini göstermiştir. Son sözü olan “Kriton, Asklepios’a bir horoz borçluyuz, ödemeyi unutmayın” cümlesi, üzerine çokça düşünülebilecek bir veda cümlesidir bemce . Asklepios sağlık tanrısıdır; Sokrates ölümü bir “hastalık” değil, bilakis yaşamın getirdiği hastalıktan bir “iyileşme” olarak görmektedir. Çevirmen Sokrates’in ironik ve bazen iğneleyici dilini Türkçe’de başarıyla yansıtmış. Özellikle Euthyphron’daki mantıksal sorgulamalar ve Phaidon’daki karmaşık ruh kanıtlamaları, felsefi olarak boğulmadan, anlaşılır bir dille aktarmıştır. Eser kuru birer felsefe metni değil, tiyatro oyunu gibi diyalog biçiminde yazılması akıcılık sağladı. Peki sokrates masum muydu ? Mahkemede yargıçları küçümsemesi, onlara “Atinalılar” diye hitap edip sadece beraat oyu verenlere “Sayın Yargıçlar” demesi onun uzlaşmaz ve hatta kibre varan tavrını göstermiş. Bu tavır, jürinin onu cezalandırmasını kolaylaştırmış olabilir. Kriton’da “çoğunluğun düşüncesine” önem vermemesi gerektiğini, sadece uzmanların görüşünün önemli olduğunu savunur . Bu, demokrasinin “çoğunluk kararı” ilkesine temelden bir eleştiridir ve Sokrates’in neden Atina demokrasisiyle çatıştığını açıklar. O, demokrasiyi değil, “bilgelerin yönetimini” savunur gibi. Özetle söylenmek gerekirse Bu kitap, sadece antik bir davanın tutanakları değil, insan ruhunun, vicdanın ve aklın sınırlarına dair zamansız bir soruşturmadır. Okurdan sadece izleyici olmasını değil, jüri koltuğuna oturmasını ister. Euthyphron ile inançlarınızı sorgularsınız. Savunma ile cesaretinizi test edersiniz. Kriton ile sadakatinizi ve yasalara bakışınızı ölçersiniz. Phaidon ile ölüme ve ruha dair inançlarınızla yüzleşirsiniz. Sokrates’in dediği gibi,”Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez . kitap, okura tam olarak bunu; kendi hayatını, inançlarını ve korkularını sorgulama cesaretini vermektedir. Sadece felsefe öğrencileri için değil,nasıl yaşamalı ve nasıl ölmeli? sorusunu soran herkes için başucu bir kitap niteliğindedir
Felsefe
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202564,6bin okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.