Puan vermedi·1062 syf.····Okunma: 27 Şubat 2026 03:19 Lev Tolstoy çok severek okuduğum bir yazar ve Anna Karenina okuduğum sekizinci kitabı olmalı.
Beni tanıyanlar nasıl bir klasik sever olduğumu bilirler. Klasik okumayı severim ve birçok kişinin aksine kolay kolay sıkılmam; en sevdiğim kitaplar da genellikle klasikler arasındadır. Ama bu kitap beni biraz yordu diyebilirim. Diyalogların gereksiz uzatıldığı ve Rusya’nın sorunlarına (ülkenin sorunu yetmezmiş gibi) aşırı yer verilip detaylı anlatılması sıktı beni.
1870’li yılların Rusya’sının sosyo-kültürel yapısını, siyasetini ve toprak yasalarını Levin üzerinden; kadınların toplum içindeki hak ve durumlarını, boşanma sonrası yerlerini de Anna Karenina üzerinden anlatmış.
Kitap genel olarak aşk, aile, toplum, kıskançlık, toprak, ölüm, dinsel sorgulama gibi konular üzerinde ilerlemiş.
Anna’nın aslında tam anlamıyla ne istediğini bilemeyişi, aşk ve sevgi dediği şeyi ararken kendini kaybedişi ve aynı zamanda etrafındaki insanlara da bu şekilde zarar vermesi kitabın genel gidişatı. Doğrusu pek sevdiğim bir karakter olmadı benim. Bencil insanlara tahammül edemiyorum
Karakter karmaşası çok yoktu. Rus edebiyatının en korkutucu kısmı, çok fazla karakter olmasıdır çünkü. Belli başlı karakterler üzerinden hikâye ilerlemiş.
Genel olarak gerçekten dizi izliyormuş gibi hissettim okurken. Hep bir şeyler olacağı izlenimi verdiği için bırakmadan okumamı sağladı. Kitabın sonunu bildiğim için Anna’nın yasak aşkı Vronski ile ilk karşılaştıkları gün şahit oldukları olayı, kitabın sonunda kendisinin yaşaması gerçekten çok anlamlı bir dokunuş. Tolstoy’un zekâsı bazen hayran bırakıyor.