ince memed 4
ince memed serisinin sonuncusu,en güzeli ve serinin baş tacı olan kitabıdır.
anadoluyu çukurova ekseninde irdelemeyi bütün kitaplarında çok iyi başarmış olan yaşar kemal,ince memed 4 de anadolunun bütün yörelerini, egenin bedreddinilerini, dersimin dedelerini, fırat suyunun öbür tarafındakileri,antalyanın ve torosların tahtacılarını, kürdünü, türkünü, lazını, çerkezini kısacası herkesi, en bilinen ve de en çok bilinmesi gereken özellikleri ile dahası insan oluşları ve birlikte yaşama kültürünü ne kadar iyi bildiklerini ile dolu dolu anlatmıştır.yaşar kemalin bilinen at tasvirleri burada da mükemmeldir.kitabı okurken ne kadar çok şey öğrendiğinizi farkedersiniz.şehirde doğmuş büyümüş biri olarak atın üstüne binip dört nala gitmeyi istersiniz, canınız kabak çiçeği dolması çeker mesela.
memlekette hala tartışılan,üzerinde anlaşılamamış ve anlaşılamayacak olan bir sürü siyasi ve sosyal kavramların aslında neler ifade ettiğini çözmüş gibi olursunuz.aslında bunlar çok açıktır. hele ki savaşta bacağından yaralanmış cumhuriyet öğretmeni karakteri o günlerin cumhuriyet heyecanını mükemmel anlatır okuyanlara.cumhuriyeti kuranların görmek istediği nesildir aslında anlatılan. ince memedin öğretmen ile olan dostluğuda rastlantı değildir. memed,ağalara karşı köylülerin hakkını arayan bu öğretmeni çok sever. hatta memed onun yanında kendini kimsenin yanında olmadığı kadar küçük hisseder.öğretmen memede okuma yazma bile öğretir.yerleşim yerinin dibine pamuk ekip, insanları sıtma hastalığından öldürmeye çekinmemiş ağalara karşı,öğretmen hem halkı biliçlendirir bunlara boyun eymeyin diye, hem de ağalara gidip kafa tutar sakat bacağı ile. öğretmen tabii ki öldürülür ve siz ince memedini yeminini bozup intikam almasını beklersiniz.öyle de olur. memed öğretmenin ölümünden sonra çok düşünür taşınır ve ağayı öldürmeye karar verir ki bu dağlara dönmeye karar vermesi demektir. burada memedin en yakın arkadaşlarından müslüm ile olan diyaloğu çok güzeldir. müslüm, memedin bu işi yapmaktan biraz korktuğunu düşünür "ağam senin yakında beben olacak bırak bu işi ben yapam, hem öğretmen zeki,sana okuma yazmayı öğretti de bana öğretmedimi,ben de yazıyorum artık adımı kağıdın üstüne"der.burada yıllarca öğrenmeye ve eğitime aç bırakılan köylü gencinin,hırs ve göz yaşı dolu psikolojisini çok iyi anlarsınız. memed in aklından hiç çıkmayan bir düşünce vardır. ya madem ağalar az, biz çokuz niye o zaman onlar hep bizi eziyo,niye onların sonunu getiremiyoruz? bu soruyu düzenin çarklarından bahsederek kendisine izah eden zeki öğretmen memedin sevgisini fazlasıyla kazanmıştır aslında.
dahası siz kitabı bitirdiğinizde daha temiz bir dünya beklersiniz, ince memed kirlerden arındırır dersiniz. arif saim bey denilen şişman,tombul parmaklarında altın yüzüğü, son model ford arabasıyla insanlara tepeden bakan milletvekili ağa klasiği sizi gıcıklığın son noktasına getirir.
anacık sultanın cenaze töreninde yakılan ağıtlar, geyikler çobanı mülayimin iki metre boyundaki oğlu bünyaminin yaptıkları sizi modern (nasıl modernse artık) şehir hayatından bayağı bir süre uzaklaştırır. okuduğum dönemde iletişim araçlarından tamamen koptuğumu hatırlarım. kitabın sonuna geldikçe beşincisinin olmadığı aklınıza gelir ve iyice bir yavaşlarsınız hatta ertesi güne bırakırsınız bitirme işini, yarınınızın da o günkü heyecanıyla geçmesini umarak.