Tasavvufun Gölgesinde Bir Yeraltı Manifestosu- Yetim Baba
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Normalde yerli yazarlar ve eserleri üzerine derinlemesine incelemeler yapmaya pek niyetli değildim. Tercihimi genelde ideolojik kaygılardan uzak, duygu dağılımı dengeli yabancı klasiklerden yana kullanacaktım ve öyle başlamıştım. Ancak bir kitap fuarında, sadece kapak merakıyla elime aldığım bir eser, bu hedefimi bozdu: İskender Asaf’ın "Yetim Baba"sı. Dilinin sadeliği ise size daha çok hayattan hissettiren bir yapı sunuyor, ayrıca derin anlatıyı da bu şekilde vermeyi başarmış buldum. Kitabın neresinden başlayacağımı bilemiyorum; çünkü karşımızda tek düze bir kurgu değil, adeta bir hayat manifestosu var. Eğer gerilim, aksiyon ve derin öğretiyi aynı potada eriten ve dini ön yargılarla harmanlanmış yanlış öğretileri parçalamak isteyen bir eser arıyorsanız, bu kitap tam size göre. Ancak uyarayım; bu eser sadece bir türün içine hapsedilemeyecek kadar katmanlı. Tasavvuftan küresel düzene, bireysel acılardan toplumsal yaralara kadar her şeye dokunuyor. Bu yönüyle konumlandırması zor ve bu yüzden gerçek okurunu bulması vakit alabilir; ama bulduğunda, benim gibi asla bırakamayacaktır. Üsküdar’da Islanan Bir Yetim: Ensar Çelebi Hikaye, bir minibüsten yükselen Ferdi Tayfur’un "İçim Yanar" şarkısı eşliğinde, Üsküdar sokaklarında ıslanan Ensar Çelebi ile başlıyor. Ensar’ın içimizi cızlatan flashbackleri sayesinde, ruhunuzu bir aşk gibi saran o kadim kardeşlik özlemini iliklerinizde hissediyorsunuz. Yazar, bölüm aralarına serptiği şiirlerle bize bir ip ucu vermiş aslında bunu da bitirince anlıyor insan: "Aşk, hasret duygusunun matemidir / Aşk, sevmenin hüzün coşkulu dilidir." Buradaki ilk giriş aşk, bir kadın-erkek ilişkisinden öte, kaybolmuş bir yarının, yitik bir kardeşin peşindeki kutsal arayış olmuş. Ensar, yetimhanenin soğukluğundan sonra Aziz Mahmud Hüdâî öğretisiyle beslenen bir ilim erbabının himayesine geçmiş bir karakter. Ancak kitap sizi sadece mistik bir atmosferde tutmuyor; tam tersine, o öğretilerin hayata nasıl dokunduğunu, sokağın sertliğinde nasıl bir "hal diliyle" vücut bulduğunu gösteriyor. Üstelik bunu hiç sıkmadan, "bir sayfa daha" dedirterek yapıyor ve bu da sizi daha çok sarıyor. Yeraltı ve Tasavvufun Muazzam Dansı (Bu cümlenin bu yapıta uyumunu çok düşün desem yeridir) Olaylar silsilesi o kadar organik bağlanmış ki, bir noktada kendinizi "Bundan ne muazzam bir dizi olurdu!" derken buluyorsunuz. Özellikle Tövbekar Altıpatlar Ahmet karakterine ayrı bir parantez açmak lazım; o kadar sahici ve bizden ki, sevmemek elde değil. Ensar’ın yeraltı dünyasına girişi, bildiğimiz "kabadayı" hikayelerine hiç benzemiyor. O, tasavvufun verdiği cesaret ve teslimiyetle, toplumun görmezden geldiği, hayatları karartılmış yetimlere ve başka mazlumlara dokunmak için bu karanlığa dalıyor. Bir yandan kardeş özlemiyle yanarken, diğer yandan kendi inanç dünyasıyla harmanlanmış, masum ve yürek yakan bir aşkın içine çekiliyor. Yazar bu noktada aşkı, bedensel bir hazdan ziyade, "gerçeğine özlem duyulan" manevi bir pencereden sunuyor. Küresel Kuşatmaya Karşı Bir İnsanlık Mevzisi Kitabın en sarsıcı yanlarından biri de, hikâyeyi sadece dar sokaklardaki çekişmelere hapsetmeyip, meseleyi küresel bir farkındalık zeminine taşıması. Yazar, Yetim Baba karakteri üzerinden, bugün dünyayı kana bulayan, çocukları kimsesiz bırakan siyonist işgal zihniyetine ve bu vahşi küresel düzene karşı sessiz ama derinden bir itiraz yükseltiyor. Masum coğrafyaların üzerine çöken o karanlık ağın, aslında yetimlerin çığlığından beslendiğini hissettirirken; yerel bir kabadayılık hikâyesini, 'zalimin olduğu her yerde mazlumun babası olma' düsturuyla evrensel bir başkaldırıya dönüştürüyor. Bu yönüyle kitap, sadece bir kurgu değil; sömürü düzenine, vicdanları sağır eden o büyük kuşatmaya karşı kalemle açılmış bir hendek, onurlu bir duruş sergiliyor. Sonuçta İse Bir Umut ve Sır Yolculuğu Karakterlerin her biri o kadar kendine özgü ki, hepsiyle ayrı bir bağ kuruyorsunuz. Kitabın içine ustalıkla gizlenmiş bir "sır" var; sayfalarda ilerledikçe bu sırrın ayak izlerini takip ediyor ve finalde sarsıcı bir farkındalıkla yüzleşiyorsunuz. Kavuşmanın sancısı ve arayışın sonu, insanın ruhunda küllenmiş umutları yeniden yeşertiyor. Son Kelamım: Yetim Baba, eğer belli bir kesime hitap ediyormuş gibi görünen o dar 'ön yargı' döngüsünden çıkarılırsa, edebiyatımızda çok özel bir yere konumlanacaktır. Bu eser; iyilik için savaşmanın kaçınılmazlığını, sessizliğin en derin çığlık olduğunu ve gerçek yetimliğin ancak 'merhamet kaybıyla' başlayacağını hatırlatan bir hayat dersi... Ruhun karanlığı ile aydınlığı arasında çekilen bu racona eşlik etmek isterseniz, İskender Asaf’ın bu güzel manifestosuna ben gibi davetlisiniz. Zira bu kitapta anlatılan sadece Ensar’ın değil; hepimizin içinde bir yerlerde saklanan o kadim yetimin hikâyesidir. Başka incelemelerde buluşmak üzere, sevgiler... (Her hafta sunacağım öneri kitaplara beklerim;)) Teşekkürler İskender Asaf kaleminize sağlık. Yetim Baba
1000Kitap
Yetim Babaİskender Asaf · BENGİSU · 20266 okunma
··
454 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kıymetli Metin bey; Yetim Baba’nın sadece bir hikâye değil, bir 'duruş' olduğunu bu kadar zarif ve derinlikli bir şekilde yazıya döktüğünüz için müteşekkirim. Özellikle 'ön yargı' duvarlarını aşan ferasetiniz ve eserin kalbindeki 'küresel vicdan' sızısını fark edişiniz benim için çok kıymetli. Anlaşılmanın huzurunu yaşattınız; kaleminize, o güzel gönlünüze sağlık. Diğer öneri kitaplarınızı da ilgiyle takip edeceğim. Desteğiniz için tekrar teşekkür ederim. Selam ve muhabbetle...
Metin Can ÖZER
Gönderi Sahibi
Merhaba İskender bey, analizim ilk kitabını çıkarmış ve iyi iş çıkardığını düşündüğüm bir yazarımıza içten bir destekten öte içeriğinin duygu ve bakış çeşitliliğine değinmek amaçlıydı. Ülkemizde çeşitli kaygılarla kaleme alınan veya çoğunluk belirli bir ideolojiyi aşılama amaçlı yazılanları okumayı bırakalı çok oldu (klasiklerimiz hariç). Kitabınızı imzalı almak nasip olmadı ama okumak keyif verdi. Madem yazdınız kısa bir eleştiri ekleyeyim bari :) bir sonraki baskılar gelecekse kapağını daha evrensel düşünebilirsiniz. Bir de arka kapak sadece tasavvuf gibi algılatıyor :)) Ama tabiki hepsinden var. Kibar dönüşünüz için de teşekkür ederim. Okuyanı bol olsun.