·680 syf.····Okunma: 01 Mart 2026 00:00 Kitap hiç dikkatimi çekmezken bir tanıtım videosuna denk geldim ve şans vereyim dedim. Uzun süredir kitap okuyamıyordum Vampir Günlükleri canımı çok sıktı çok… neyse.
Başlangıç, kitabın atmosferi ve karakterlerin arasındaki gerilim inanılmaz iyi işlenmiş. Baya merak ederek okudum aslında çünkü çok güzel başladı. Uzun süredir de böyle işkence eden slowburn okumamıştım. 300-400 sayfa boyunca birbirlerinin yüzlerine bile bakmadan devam ettiler *chef’s kiss*
-buradan sonrası spoiler olabilir ona göre okuyun-
Ama olayların çözülme kısmında nolduysa bir anda koşa koşa gittik nefes nefese kaldık. Olay bombardımanına tutulmuş gibi hissettim kendimi. Lilia bir anda evdeyken koşarak kaçtık o kadar hıza gerek var mıydı acaba.
Olayların parçalarını zaten birleştire birleştire gittiğimiz için bir anda her şeyin açıklaması beni şok etmedi. Zaten okuduk yani mektuptaki açıklama gereksiz ve bilgilendirmeyen bir açıklamaydı bana göre.
Romantizm kısmında aşırı iyi bir slowburn şeklinde giderken bir anda aşktan öldük. Hani saklıyorduk, hani gizlenmekteki heyecan nerede kaldı?
The Rooks ne yapıyor tam olarak? Nasıl bir gizli cemiyet, ne işlevleri var? İki adamın varlığını sildiler diye çok korkutucu mu oldular şimdi? Buralar biraz havada kaldı bende. Lilia’yı niye aldık, araştırmaya katkısı oldu para verelim yapsın diye mi? Yani güzel hoş da pek de gizli değilmiş gibi sanki herkes de biliyormuş gibiydi.
Sonuç olarak, güzel ve keyifli bir kitap oldu. Gotik atmosfer, dark akademi falan sevdiğimiz şeylermiş. Ama sonuna doğru uzamış da uzamış ama derinleşmemiş. Başları daha da derindi bana göre.
Sanırım beni reading slump’tan çıkardı. O yüzden iyi geldi diyebilirim.