Gönderi

9/10
·524 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 01:53
İncelemeye geçmeden önce, Bu kitaba iki kere başladım. İlk aldığım zamanlar bir hevesle başladım ama nişan zamanına kadar Kemal’e dayabildim ve bıraktım. Sonrasında dizisi çıkacak diye bir şans daha vermek istedim ve bir şekilde bitirdim. İyi ki de bırakmayıp okumuşum.. Öyle bir kurgu ki ben gerçek olmadığına kendimi inandıramadım. Müze fikri, romanın akışı, karakterler, mekanlar yani her şeyiyle çok iyi yazılmış bir kitap. İncelemeye gelirsek: Kemal’e olan bakış açım kitabın başında, ortasında, sonunda değişti. Ben Kemal’e artık kızamıyorum, onu anlıyormuş gibi hissediyorum. Aldatmayı normalize etmek istemem ama Sibel’le yollarını ayırdıktan sonrası benim için kabul edilebilir. Sonrası Füsun ve ailesinin yaptığı yanlışlardan ibaretti. Geç olsa bile aşkına sahip çıkmasıyla mutlu olabileceği o hayata kavuşmasını çok isterdim. Ama Kemal’in Füsun’dan ayrı kaldığı dönemle öldükten sonrasını karşılaştırdığımda; Füsun öldükten sonra mutlu olabildi bence. O bekleyiş, umut bitti ve sonuca vardı.Hayatının en mutlu anını yaşadığını bilen, her şeyin ardından “Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.” diyebilen biriydi o. Bizim mutluluk diye beklediğimiz şeyle Kemalinkisinin aynı olduğunu düşünmüyorum. O yüzden o mutlu bir yaşam sürdü, bize de ona eşlik etmek kaldı. Füsun’a gelirsek -yine aldatma kısmını geçerek - Kemal’in onu sevdiğini, 8 yıl boyunca sırf ona olan aşkından evlerine gelmesi karşısında sessiz kalışı beni Füsun’dan itti. Ailesi hatta kocasının bilmesine rağmen bunların olması olayın ayrı bir boyutu. Kendi hayalleri için, ona aşık olan birini aracı olarak kullanması; olmadığında da bir çocuk gibi davranması çok kırıcıydı. Bir karar vermesi için 8 yıl çok uzun bir süre, o hayallerinin gerçekleşmeyeceğini anladığında Kemal’i kabul etmiş gibi geliyor. Kendini gerçekleştirememenin acısıyla da yaşamına son verdi. Füsun’un ailesine ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Kızlarını bu kadar sevdiğini iddia eden bir aile kızlarına en büyük kötülüğü yaptı. Belki de ailesi her şeyi bilip susmasaydı, ona cesaret verseydi; Füsun daha erken Kemal’e kavuşacaktı ve hatta belki de hayatta kalacaktı.Füsun’a ve Kemal’e bu yüzden de çok üzüldüm. Sibel’e gelirsek, “Bana modernlik nedir? eğitimli bir kadın olmak nasıldır? Türkiye’de yaşayan bir kadın olmak nasıldır?” noktalarında çok farkındalık kazandıran bir karakter oldu. Kendi yaşamak istediği şeyler toplum baskısıyla bir pişmanlığa dönüştü ve hatta yazılacak olan kitapta kendi hikayesinden bahsedilmemesini istemeye kadar gitti. Sibel aşkına bir şans daha verdi ama olmayacağına emin olduktan sonra vazgeçti. Ve kendi yuvasını kurdu.. Bence iyi ki Kemal’e şans tanıdı ve olanları gördü yoksa Kemal’den kopabileceğini düşünmüyorum. İnceleme yapması zor bir kitap, bütün doğru yanlışlar birbirine karışmış; sindirmesi, okuması da yoran bir kitap bence. Bu kadar iyi bir kurgu yaptığı için “Bunu da nasıl düşündün de yazdın? “ dedirttiği için Orhan Pamuk’a teşekkür etmek gerek.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.