Medeniyet gerçekten sandığımız kadar güçlü mü, yoksa ilk kriz anında çatlayacak ince bir vernik tabakası mı?
İnsan kurallara uyduğu için mi “iyi”dir, yoksa kurallar kalktığında ortaya çıkan şey gerçek doğamız mıdır? Roman, insanın özünde masum bir varlık olmadığını; koşullar uygun olduğunda içindeki karanlığın hızla yüzeye çıkabileceğini ima eder. İyilik öğrenilmiş bir davranış mıdır, yoksa kötülük bastırılmış bir gerçek mi? Sonuç olarak eser, insan doğasına dair rahatsız edici bir ayna tutar:
Kurallar çöktüğünde insan özgürleşir mi, yoksa ilkel benliğine mi döner?