Öyküler…
Çokça sarsıcı…
Alışagelmişin çok dışında…
Kitap Ziyaret öyküsüyle karşılıyor okuyucusunu. Paula’nın bir papaza yaptığı ziyaretini en başından konunun nereye gideceğini istemsiz bir şekilde tahmin etmiştim. Bir ziyaret insanı ne kadar tedirgin edebilirse, o kadar tedirgin ediyor işte. Etkileyici final sahnesini de unutmamak gerekir.
Ayna Töreni’ni okurken aslında herkesin bir inzivaya ihtiyaç duyduğu ama oradaki kurallar doğrultusunda ne kadarını gerçekleştirbileceğini düşünmeden edemedim. Çünkü günümüz dünyasının tüm koşturmalarıdan ne kadar şikayet edersek edelim sanki o sistemin içerisinden çıkmak da istemiyoruz gibi. Ben bunları düşünürken öykü öyle bir sonla bitti ki yine şaşırttı beni.
Yazması için annesinin vefatının gerektirdiği Son Rüya ise beni ayrı etkiledi. Özellikle annesinin mektup okuma ve yazma işindeki mektupların boşluklarını doldurma kısmı neden olmasın dedirtti. Keşke insanlar yaşamda hiçbir boşluğa gerek duymadan altını doldurmak istedikleri her duyguya imza atabilseler ne güzel olurdu.
Ben öykü okurken aslında yazarın okuyucu için hazırladığı sondan çok farklı olarak benim zihnimde devam eder. Bu öykülerde de aynı durum söz konusu oldu. Tüm farklılıklarıyla öykülerden geçmek çok güzel.