·179 syf.····Okunma: 02 Mart 2026 09:41 O Benim Abim benim için sıradan bir roman olmadı. Daha ilk sayfalardan itibaren hikâyenin içine çekildiğimi hissettim. Kaan Koç’un mizansen kurma biçimi gerçekten güçlü; sahneler gözümde tek tek canlandı. Anlatım dili sade ama etkisi yoğun — yormadan, ama hafife de almadan ilerliyor.
Bodrum’un o ışıklı, hareketli gecelerinden karanlık planların psikolojik derinliğine geçişler beni özellikle etkiledi. Sadece bir olay örgüsü okumadım; karakterlerin iç çatışmalarını, karar anlarını ve o baskı altındaki ruh hâllerini de hissettim. Kitap ilerledikçe şunu fark ettim: Bu hikâye yalnızca bir “aile” anlatısı değil. Güvenin ne kadar kırılgan olabileceğini, sadakatin ne zaman sınandığını ve kardeşliğin bazen hayatta kalma meselesine dönüştüğünü gösteren bir anlatı.
Ben okurken en çok “O benim abim.” cümlesinin ağırlığını düşündüm. Bu söz, kitapta sadece bir sahiplenme değil; bir duruş, bir taraf seçme hâli gibi geldi bana. Kimi zaman sorguladım, kimi zaman hak verdim ama her durumda duygusal olarak hikâyenin içinde kaldım.
Kısacası bu kitap bende hem bir gerilim hem de bir iç hesaplaşma hissi bıraktı. Okuyup bitirdiğimde sadece olayları değil, karakterlerin seçimlerini de düşünmeye devam ettim. Benim için etkisi son sayfada bitmeyen romanlardan biri oldu.