Küçük Prens’e başladığımda açıkçası biraz sıkıldım. Anlatım çok sade, hatta ilk başta fazla çocuk kitabı gibi geliyor. “Bu kadar kısa ve basit bir hikâyeden neden bu kadar bahsediliyor?” diye düşündüğüm oldu.
Ama sayfalar ilerledikçe olayın aslında yüzeydeki kadar basit olmadığını fark ediyorsunuz. Bir çocuk masalı gibi başlayan hikâye, yavaş yavaş insanın içine dokunan bir yolculuğa dönüşüyor. Her gezegen, her karakter aslında büyüklerin dünyasına bir eleştiri gibi. Hırs, kibir, yalnızlık, aidiyet… Hepsi sade bir dilin içine ustaca yerleştirilmiş.