·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Mart 2026 18:42 Spoiler içerebilir !
“Elveda Bastiani Kalesi” dedi kendi kendine ..
Drogo kalenin sarı duvarlarına bakıyor ve giderek duvarların küçüldüğünü görüyordu.
Tüm yaşamı, dünyadan tamamen tecrit edilmis bir sekilde orada gecmisti; otuz yıl aşkın bir süre düşmanı beklemek için kendini her türlü zevkten mahrum kılmış , simdiyse, tam düsman gelirken kovulmustu..
!Bu kitapta uçsuz bucaksız görünen zamanın (tıpkı uçsuz bucaksız görünen Tatar Çölü gibi ..)insanlardan neler götürdüğüne şahit oluyoruz . (Tatar Çölü de hemen sınırındaki sınır koruma birliğinde uzun süre görev yapmış ,gençliklerini orada geçirmiş komutanların da hayatlarından çok şey götürmüştür )
Bu kitap yaşamın ta kendisi ..Boşa geçen ömür ,boşa tüketilen hayat ..Yıllar sessizce geçip giderken insanın öncelikle kendisine ,yaşadığı hayata ,ailesine ve çevresine nasıl yabancılaştığı ve giderek nasıl tenhalaştığı anlatılıyor .Bazen tercihlerimizden vazgeçemeyiz ,bekleriz ,bekleriz ve sadece bekleriz ..Istediğimizi tam elde edecekken bir bakmışız bambaşka biri olmuşuz ya da artık önemini yitirmiştir beklenen ..Bir hayalin peşinde tükenip yitirmişizdir kendimizi ..
Kişi kendine nasıl yabancılaşır ,ıssızlaşır ? Hayat akıp giderken hayatın gerisinde kalma nasıl bir duygudur ?Bunu resmen yaşıyoruz Giovanni Drogo ile ..Çölün sınırında kalan bir kale ile kaleyi korumakla yükümlü birliklerin de hayatın sınırında kaldığını ve her birinin içlerinde kendi cehennemini taşıdığını görüyoruz ..Bir umut uğruna (yaşamları boyunca beklenen an ) yaşlananların ,monoton hayata kapılıp bir daha evlerine geri dönemeyenlerin ,dönecek olsa da uyum sağlama kaygısı taşıyanların ;hayatı kaçıranların ;hayatın çok çok gerisinde kalanların hikayesini anlatır bu kitap .Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı ve bir şekilde herkesin etkileneceğini düşündüğüm ,kesinlikle okunması gereken bir kitap ..Herkese iyi okumalar :)