Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Modiano'yu Nobel aldıktan sonra tanıdım. İlk okuduğum kitabı En Uzağından Unutuşun oldu. Sonrasında dilimize çevrilen diğer tüm kitaplarını da okudum bu yazının yazıldığı an itibarı ile. Zaten 100 sayfa civarında ve kolay okunan kitaplar hepsi. Modiano kitapları arasında zevk almadığım tek kitap ise bu oldu. Yine de diğer Modiano kitapları gibi özgün bir havası, bir tarzı var bu kitabın da. Bana, Demir Özlü'nün yazdığı ve benim de Kanat Atkaya'nın bir yazısı vesilesiyle okuduğum Bir Beyoğlu Düşü kitabını anımsattı fazlasıyla. Yalnız onu okurken bundan çok daha fazla sıkılmıştım. Üstelik o kitapta adı geçen mekanlara, bu kitaba kıyasla çok daha fazla hakimdim. Modiano kitaplarında belli başlı ögeler hep var. Bir şehir, bu şehirde savrulan bir ya da birden fazla genç, asla net olarak okuyucuya tanıtılmayan tabiri caizse genelde siluet halinde bir baba figürü, melankoli ve tüm kitaba sirayet eden puslu atmosfer. Modiano bunu tam olarak nasıl yapıyor bilmiyorum ama tasvir ettiği bütün mekanları, yarattığı bütün karakterleri ve hatta hikayeyi buğulu bir camın ardına koyuyor adeta ve size asla net bir görüntü sunmuyor. Bu metafor üzerinden gidersek bu kez camdaki buğu bana çok fazla geldi ve beklediğimden, istediğimden çok daha az şey görebildim. Bu yüzden de diğer kitapları kadar sevip zevk alamadım bu kitaptan. Net bir bilgim olmamakla birlikte Modiano'nun babasız büyüdüğünü ya da babasıyla küçük yaştan itibaren çok kopuk bir ilişkisi olduğunu okumuştum. Sanıyorum ki bu yüzden tüm kitapların varlığı tartışmalı bir baba var, tıpkı kendi hayatında olduğu gibi yani. Bu kitap diğer kitaplara kıyasla çok daha fazla bir hesaplaşma içeriyor bana kalırsa. Ve kültürünü, sokaklarını, tarihini pek bilmediğim bir şehre ilişkin olan bu hesaplaşma da benim çok anlayabildiğim bir mevzu değil. O yüzden de çok sevemedim kitabı. Fakat Modiano tarzı, üslubu diğer kitaplarına olduğu gibi bu kitaba da nüfuz etmiş hatta o kadar ki Modiano kitaplarından sayfalar koparılıp birbirinin içine yapıştırılsa, bu, pek çok okuyucu tarafından fark edilemez gibi geliyor bana. Belki kitapları daha uzun olsa aynı şeyi düşünmem, sıkılırım ancak şu ana kadar okuduğum her Modiano kitabının ardından bir yenisini okumak istedim. Bu bahsettiğim özgünlüğü, tarzı, melankoliyi ve hayatın rüzgarına göre savrulan o genç karakterleri hep çok sevdim. Çevrilip de okumadığım romanı kalmadı ne yazık ki. Umarım Can Yayınları çevirip basmaya devam eder.
Yıkıntı ÇiçekleriPatrick Modiano · Can Yayınları · 199175 okunma
·
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.