·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Ocak 2026 00:00 Sıra verdi bir klasikten çok daha öteydi. Belki sayfa sayısı olarak çoğundan daha azdı. Ancak içerik olarak o kadar doluydu ki okurken yazarın ya da şairin kültür ve bilgi birikiminin ne denli büyük olduğu düşünülmeden edilmiyor. Bir romandan öte felsefi ve düşünce yönü çok ağır basan bir kitaptı. Öyle ki zaman zaman bilmediğim konulara atıfta bulunuluyor hatta anlayamadığım düşünceler savunuluyordu. Bunun üstüne kitap bana bol bol araştırma yaptırıyor ve diğer çoğu klasiğin yapamadığını yaptırıp bol bol düşündürtüp üzerine zaman harcattı.
Bana göre kitabın baş karakteri olmayan Dorian Gray gerizekalının tekiydi. 250 sayfa boyunca Lord Henry’nin kafası bomboş olan birinin ruhuna ektiği bir iki tohumun nerelere gelebileceğini görüyoruz. Dorian o kadar düşünmeyen bir insan ki yaptığı hiçbir hareketten sonra bir kez olsun durup ben bunu neden niçin yaptım, ne hissettim demiyor. Vücudu yerine tüm günahlarını portresi taşıyor olsa dahi vücut bile artık bir noktada bu karanlık ruhu taşıyamayıp halsizleşip hastalanıyor. Ancak Dorian’ı benim gözümde saygı duyulmaz biri yapan çok daha önemli bir unsur var. Hayatında ilk kez karşısına Lord Henry gibi düşünebilen ve çevresine göre çok farklı düşünceleri olan birisi çıkıyor. Dolayısıyla ona karşı bir hayranlık besliyor. Kendi sığ ruhunu Lord gibi saygıdeğer biri yapabilmek adına o ne derse ilahi bir söz görüp sorgulamadan kapıyor.
Kendi kendine düşünmeyen aciz insanların da asıl sıkıntısı tam olarak odur zaten. Bir şeyler düşünmek savunmak ya da bir şeylere inanmak isterler. Fakat bunun için bile hiç düşünmez rol model aldıkları kişi neye inanır ne düşünürse aynını yapar hiç kendi süzgeçlerinden geçirmezler. Ne yazık ki gerçek hayatta bundan çok var.
Kitabın bana göre asıl paradoksu da şudur ki Lord Henry aslında insanlara pazarladığı düşüncelerin birçoğuna inanmayan bunların tam tersi olan kurnazın tekidir. İnandıklarını ise gerçek hayata taşımayan sadece insanlara laf cambazlığıyla satarak onlar üzerindeki sirayetini izlemeyi seven bana göre kitaptaki tek saygı duyulası karakterdi. Ne kadar Dorian’ın hayatını mahveden kişi de olsa o salağa her şey müstahaktır. Öyle ki ona gerçekten değer veren seven tek kişiyi kendi elleriyle öldüren ancak hayatının sonu olan asıl şeytanıysa dibinden ayıramayacak kadar kör, kendi günahlarındansa kendi dışında herkesi sorumlu tutacak kadar korkaktı.
Finalde kendini öldürüp cezasını çekmesi gerekirken bunun için dahi bir suçlu aramış kimseyi bulamayıncaysa kendi portresine bu cezayı yüklemeye çalışırken kendi sonunu getirmiştir.