·220 syf.····Okunma: 02 Mart 2026 00:00 (BU YAZIDA SPOİ YOKTUR, YANİ ÇOK AZ UFACIK VARDIR, ÖNEMSİZ SPOİ) (bana güvenin)
Eveeeeet, n'aber?
Öncelikle çok garibim, heyecanım geçmesin diye biter bitmez koştum yoruma. Hayatımda ilk defa Alper Canıgüz okudum, yıllar önce araştırarak almıştım ve güvendiğim için okumaya kıyamıyordum, Karamazov'un peşine kuvvetli bir kitap okumak istediğim için ve artık ömür geçiyor kaliteli şeyler yapmak lazım diyerekten okumaya karar verdim.
Konusundan spoi vermeden ufak bahsedelim, bu kitap bir üçlemenin ikinci kitabı (birinciyi okumadım ama seri kitap değil zaten, karakterler aynı sadece, olay farklı), ben alırken üçleme kitabı olduğunu bilmiyordum ama dediğim gibi çok da önemi yok. Alper Kamu adında 5 yaşında dahi bir çocuk var, ve üçlemenin ilk kitabında olduğu gibi bunda da bir cinayet çözüyor.
Öncelikle baştan söyleyeyim, okumaya başlarken aklınızda oluşan 5 yaşındaki çocukla alakası yok bu çocuğun, çünkü çocuk gibi değil, işine gelince çocuk ama çoğunlukla maalesef ki yetişkin, hatta fazla yetişkin. Ve bu çocuk karakterin okurken rahatsız olacağınız bir çocuk sapıklığı maalesef ki var ama kitap boyunca aralara serpiştirildiği ve kitabın sonunda da odağınız bambaşka yerlere çekildiği için o kısımları okurken mideniz bulanmış olsa da kitabın sonunda bunu pek düşünmüyorsunuz açıkçası. Ha böyle yazdığıma da bakmayın, bu tarz şeylerden ben pek hazzetmiyorum, okumayı da pek tercih etmiyorum, okurken de rahatsız oldum ama dediğim gibi kitabın sonunda bu benim için ufak bir mesele olarak kaldı. Kitapta ikinci rahatsız eden şey, 5 yaşındaki çocuk üzerinden ve yanlış örneklerden genellenen din eleştirileriydi. Niyet okuması yapmak istemiyorum ama bu çocuk karakter bazı yerlerde alttan alttan dinî görüşlerini dile getiriyor, saçma ve rahatsız edici ama bu çok çok sık geçmediği için katlanırsanız herhangi lüzumsuz bir görüş okuyup geçmekle eşitlenmiş oluyor, ben okuyamam tahammül edemem diyen varsa okumasa daha iyi olabilir. Rahatsız olduğum iki nokta sadece bunlardı.
Eksik bulduğum ise tek nokta vardı (haddime).
Kitapta en büyük odak cinayete çekiliyor, katili tutturamadım öncelikle (bunun yarası da var tabii yorumumda), ama açıkçası cinayetin çözüldüğü noktada bir tık hayal kırıklığına uğradım çünkü satırları bırakıp büyük resme bakınca (ki günde çeşitli zamanlarda büyük resme bakmak gibi keyifleri vardır bu vasıfsızın) aslında olayın ne kadar "e o da şuradan girer, e bunu da böyle hallederiz, e buna da şöyle dersek mantık oturur" şeklinde kompozit edildiğini (bir halt bildiğim sanılsın diye farklı kelimeler kullanma serisi, böyle bir hastalığım var arkadaşlar, adı da harfülkuvvetik bozukluk) çok alenen görüyorsunuz. Spoi vermemekte kararlıyım, o yüzden hayal kırıklığımı daha da ayrıntılı sunmayacağım size ama her kitapta dediğim o "yazar benim, kalem benim elimde, nasıl istersem öyle bir ayarlarım tüm taşlar oturur" kalitesizliğini sevmiyorum.
Peki kitabı neden sevdim ona gelelim.
Bunu böyle birincisi, ikincisi, beşincisi olarak sıralamayacağım ama beni en çok etkileyen şey, kitabın son sayfalarında çok minnacık bir bilgi öğreniyorsunuz ve gözleriniz fal taşı açılırken aynı anda ağzınızda aynı orantıda açılıyor ve şu harfler tek tek sakince ve yavaşça dökülüyor "o", "h", "a", "a" "a", odak bambaşka bir yerdeyken hiç beklemediğiniz yerden (ben soldan yedim) sağlam bir kroşe yiyorsunuz, ve arkadaşlar (bunu hafif sırıtarak yazıyor, mutlu olmuş belli) ben o kadar zamandır bu hissi yaşamıyordum ki gerçekten çok etkilendim. Olayı inanılmaz bir olay beklemeyin ama bendeki hissiyatı, o uzun zamandır yaşanmamışlıkla da birleşip inanılmaz büyük oldu, ve yalan yok, kitaba karşı yorumumu çok ciddi değiştirdi. Kitabı okuması çok keyifliydi, çok zekice bir mizah var, size şimdi birkaç kesit bile atsam müthiş hoşunuza gider çok eminim buna, ve bu kitap boyunca da sürüyor çoğunlukla ama işte o son etkiye kadar, hele ki odağın çekildiği cinayette bahsettiğim o hayal kırıklığını yaşamışken, kitabı "okuması keyifli ama basit yaa" kategorisinden pek çıkaramıyorsunuz. Ama ah o son darbe...
Ve işte sona geldik...
Hangi karakterlere selam söyleyeceksiniz benden listemize geçelim. (Bu arada kitabı okumanız tavsiyemdir, söylediğim hassasiyetleri kaldırmaya okeyseniz tabii)
-Feriha. Kitabı okurken bu ismi söylememe belki şok olacaksınız ama ben psikopat karakterleri feci seviyorum (spoi vermemek için patlayacak birazdan). Sadece Feriha'ya selam söyleyin.
-Küçük dahi Alper Kamu'yla ortak noktamız maalesef ki çok (dahi oluşu değil merak etmeyin, yani sadece o değil :) ) , özellikle problemli düşüncelerimizin ortak oluşu beni ufaktan üzdü ama dahi olmanın bedeli diyelim (o sırada 5 yıldır kazanamadığım kpssyle bakışmamız kfjdjdjdjjd) fekat ben çok da sevemedim Alper Kamu'yu, minik dahinin sevdiğim tek yönü Karanfil Kız hikayesinden sonra söylediği tek cümleydi, onunla da veda edeyim: "Herkesin, omuzlarının üstünde bütün bir dünyanın yükünü taşıdığı bu dünyada insanlara karşı fazla anlayışsız hatta acımasızca davranıyordum."
Yorum bitmiştir, cut!