Deniz Durukan’ın Yakın Temas kitabını elime aldığımda, isminin vaat ettiği o sıcaklığı değil, aksine temas etmenin getirdiği o kaçınılmaz sızıyı hissettim. Bazen birine ya da bir anıya fazla yaklaşmak, aslında ne kadar uzak olduğunuzu anlamanın en acı yoludur. Durukan, bu kitapta bizi o ince çizgide, yani temasın yaraladığı yerlerde gezdiriyor.
Kitabı okurken kendimi sürekli bir kış akşamında, buğulu bir camın arkasından dışarıyı izler gibi hissettim.
Şairin dili öyle naif ama bir o kadar da keskin ki; sanki kelimelerle bir portre çizmiyor da, içimizdeki o eski tozları havalandırıyor.
Bütün sözcüklerimi yanıma aldımHiçbiri yetmedi seni susmaya
Bu dizeleri okuduğumda durup uzun süre duvara baktım. Bazen anlatmak için değil, birini kalbimizde sessizce yaşatmak için bile kelimelere ihtiyaç duyarız ama o kelimeler hep eksik kalır. Durukan, susmanın da bir dili olduğunu ve bu dilin en çok yakın temasta konuşulduğunu hatırlatıyor bize.
Kitaptaki hüzün, gelip geçici bir karamsarlık değil; hayatın tam merkezinden, kabullenmişlikten gelen bir hüzün.
Şair, insanın kendi yalnızlığıyla girdiği o amansız savaşı anlatırken, aslında mağlubiyetin de bir onuru olduğunu fısıldıyor.
Uzaklık dediğin nedir kiBen kendime bile bu kadar geç kalmışken
Buradaki sitem, bir başkasına değil, insanın bizzat kendisine.
Kitap boyunca kendimize ne kadar geç kaldığımızı, kendi kalbimize ulaşmak için ne kadar dolambaçlı yollardan geçtiğimizi iliklerime kadar hissettim. Bu bir yüzleşme kitabı aslında; aynada görmekten korktuğumuz o yorgun bakışla göz göze gelme hali.
Yakın Temas kalbi nasır tutmamış olanlar için zor bir kitap. Çünkü her sayfa, o nasırı yumuşatıp altındaki taze yarayı ortaya çıkarıyor.
Deniz Durukan, modern zamanın o gürültülü hengamesinde, bize durup hissetmeyi ama en çok da kaybederken eksilmemeyi öğretiyor.
Eğer ruhunuzun biraz yağmura ihtiyacı varsa, bu kitabı yanınıza alın. Ama dikkat edin; bazı dizeler gerçekten çok yakından temas ediyor.
Keyifle okunsun!..