Bazı insanlar her şeyin kendi kontrolü altında olmasını ister aksi takdirde otokontrol sağlayamaz. Ezgi, iyi bir iş teklifi üzerine çocukluğunun geçtiği Yenikent'e oğlu Batu ile yıllar sonra geri dönüyor. Üniversite yıllarından arkadaşları Orhan, Mert, Cüneyt ve Mercan da bu süreçte çok değişmiş olsa da Ezgi bir zamanlar kaçarcasına gittiği bu şehri aynı buluyor. Bir gazeteci olarak yükseliş döneminde, mesleğinde mutlu ama adım attığı anda kendisini bir cinayetin ortasında bulacağı kimin aklına gelirdi ki? Yeni düzen kurma çabası ve adaptasyon süreci hem Ezgi hem de Batu için oldukça ağır geçiyor. Ama öte yandan cinayet davasının her detayı aslında kendisini de içine çekiyor. Şehrin seçim sürecinde olması, fabrika işçilerinin haklarını araması ve her şeyin ortasında başkan adayı Zehra Gören'in küçük oğlu Cem'in nişanlısı Sedef'in ölümü.
Ezgi, Cem'in abisi Cüneyt ile arkadaş olmasından ve yakın zamanda çevresinden insanların gözaltına alınmasından ötürü bu davaya daha yakın. Dosyayı üstlenen ve soruşturan Orhan ise bu süreçte Ezgi ile olayı çözmeye çalışıyor. Belli bir noktadan sonra katili çözdüm ama aklım farklı teoriler üretmeye, her karakteri potansiyel katil olarak görmeye devam etti İlk defa bir kitap da her karakter antipatik geldi, sadece olgun davranışlarından ötürü Batu'yu sevdim. Yazar kurgusunda hem seçim sürecini, hem insanın hırslarını hem de polisiye dengesini o kadar güzel kurmuş ki merakla ve soluksuz okudum. Serinin ikinci kitabı da çıkıyor, arayı açmadan okumayı düşünüyoruz. Sizlere de canıgönülden tavsiyemdir.