Gönderi

Puan vermedi·512 syf.··
2026 2. kitabı
Yakın bir zamanda Hz. Peygamberle ilgili bir video izlerken aslında onu dünya üzerinde yaşamış, bu dünyaya büyük bir miras bırakarak ayrılmış yaşayan; canlı kanlı bir insan olarak tasavvur etmekte zorlandığımı fark ettim. Geçmişte pek çok siyer kitabı okumuş olmama rağmen manevi okumaların, savaş kronolojisinin çok dışına çıkmamış olduğumu peygamber ile insani bağ kurabileceğim bir kitap okumadığımı düşündüm ve bu konuda ne okuyabilirim diye biraz araştırdım. Siz bir şeyin derdine düştüğünüzde o bir şekilde zaten size geliyor, kitapla karşılaşmam da tam olarak böyle oldu. :) Öncelikle kitabın kapağından başlamak istiyorum; kapakta, yazarın isminin etrafındaki desenler bana İslam tezyinat geleneğini anımsattı. İslam tezyinatı sonsuza uzanan ve merkez etrafında bütünleşen desenler üzerine kuruludur; bu da tevhidi ve birliği sembolize eder. Tıpkı Peygamberin, vahiy etrafında bütünleşen hayatı gibi… Katman katman sarmalanan, hiyerarşi kurmayan ve herkesi kapsayan bir bütünlük… Bu motifleri Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde de görmek mümkün bu da aslında bize kitabın yalnızca peygamberin hayatını değil İslam’ın bir medeniyet olarak ele alınacağının mesajını daha kitabı elimize alır almaz veriyor. Kitabın ismi ise yazarın İslam’ın doğuşunu yalnızca bir tebliğ süreci olarak ele almadığını insanlık tarihine yön vermiş olan bir inşa süreci olarak değerlendirdiğini düşündürüyor. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, Hz. Muhammed’in doğumundan önceki dönemi ayrıntılı biçimde ele alıyor olması; bu sayede o dönemdeki insanların algılarını, kültürlerini, neyi önemsediklerini yani kısaca insan olarak neler yaşadıklarını anladığınızda Hz. Muhammed’e karşı tutundukları tavırların da sebeplerini daha insani bir zeminde değerlendirebiliyorsunuz. Başka bir önemli konu ise, örneğin “Fil vakası Peygamber doğmadan elli-ellibeş gün önce gerçekleşmiştir.” gibi zihnimizdeki kalıp bilgilerin aslında neden doğru olmadığını çok sade bir dille anlatıyor olması. Kitapta bu bağlamda çok fazla bilgi ile karşılaştım. Bu kitapta rivayet ve nakillere dayalı okuma yok hatta belirgin bir kronolojik takip dahi içermiyor. Bana göre Khanfar’ın anlatıyı kurarken asıl önemsediği şey retorik ve bunu çok çağrışımsal bir yerden yapıyor bu da; kitabı okurken yazarın peşine takılmışsınız gibi bir hisse kapılmanızı sağlıyor. Sağlıyor diyorum çünkü bir sonraki sayfada hangi olaydan devam edeceğini bilmemek sizi, zihninizde daha önce kurduğunuz kronojinin de dışına çıkarıyor. Mekke dönemini bir bilinç oluşturma Medine dönemini ise kurumsallaşma olarak ele alması ve sonunda Hudeybiye’ye vardığımızda; içinizde hikayenin nasıl da bütünleştiğini fark ediyorsunuz. Aslında bağ kurabileceğim bir siyer kitabı ararken amacım tam olarak böyle bir anlatıydı Hz. Peygamber’i tarihsel ve insani bir gerçeklikte ele alması, metafizik anlatıya girmemesi. Bu durum aynı zamanda kitabı inançtan bağımsız olarak da okuyabilmenizi sağlıyor. Hatta bazı yerlerde şunu dahi düşündüm; bu kitap inançsız bir insan için dahi güçlü ve tarihsel bir liderlik okuması. Ancak bu derece rasyonel bir okuma sonrası manevi bir dengelemeye ihtiyaç duyduğumu söylemek isterim. :)
Tarih-Araştırma
İlk BaharWadah Khanfar · Vadi Yayınları · 2020529 okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.