Bağırıp Çağırmadan Çocuk Eğitimi
Puan vermedi·208 syf.··
2026 12. kitabı
Çocuğunuza verdiğiniz pek çok şey için şart öne sürebilirsiniz; ancak sevgi için şart aranmaz. Çocuk, en çok sevgiyi hak etmediğini düşündüğü anda sevgiye ihtiyaç duyar. Bu nedenle fazla sevginin çocuğa zarar vereceği düşüncesi doğru değildir; sevginin fazlası zarar vermez. Aksine çocuk, kendisine sevgi sunan kişinin güvenini kaybetmemek için olumlu davranışlar sergilemeye çalışır, kendisini geliştirir ve o kişiyi örnek alır. Sağlıklı bir sevgi ortamının devamı ise etkili iletişimle mümkündür. Çocukla iyi bir iletişimin temelinde iyi bir dinleyici olmak vardır. İyi bir dinleyici olmak, çocuğu kabul etmek ve ona değer vermek demektir. Dinlendiğini hisseden çocuk, anne ve babasına güven duyar; soru sormaktan çekinmez ve kendisini ifade etmekten korkmaz. Anne ve babanın çocukla kurduğu nitelikli iletişim, onun dil gelişimini, bilgi düzeyini ve sosyal becerilerini artırır. Böylece çocuk hem benlik saygısı kazanır hem de kendisini dinleyen kişiye karşı yakınlık hisseder. Eğitim sürecinde anne ve babanın tutarlı olması da en az iletişim kadar önemlidir. Eşler, çocuk eğitirken aynı konuda ortak bir tutum sergilemeli ve kararlarını birlikte almalıdır. Davranışlarda tutarlılık sağlanmadığında, birinin “ak” dediğine diğerinin “kara” demesi çocuğu çelişkiye düşürür. Bu durum, çocuğun doğru davranışı ayırt etmesini zorlaştırır ve sağlıklı bir eğitim ortamını zedeler. Aile içi tutarlılığı güçlendiren uygulamalardan biri de aile toplantılarıdır. Aile toplantıları, aile içinde düzenli ve planlı bir yapı oluşturur. Bu toplantılarda ekonomik planlamadan günlük yaşam düzenine kadar pek çok konu ele alınabilir. Çocukların ailenin gelir ve giderinden haberdar edilmesi ve görüşlerinin alınması, onların gereksiz isteklerde bulunmalarını azaltır ve sorumluluk bilinci kazanmalarını sağlar. Ders programları, televizyon izleme saatleri, akraba ziyaretleri, alışveriş ve tatil planları gibi aileyi ilgilendiren konular bu toplantılarda karara bağlanmalıdır. Ayrıca alınan kararlar yazılı hâle getirilmeli ve bir sonraki toplantıda gözden geçirilmelidir. Toplantılarda herkes görüş belirtmeli; hiçbir aile ferdi düşüncesi nedeniyle azarlanmamalı ya da küçümsenmemelidir. Böyle bir ortam, karşılıklı saygıyı ve demokratik aile yapısını güçlendirir. Çocuğun kişilik gelişiminde bir diğer önemli unsur ise olumlu davranışların fark edilmesidir. Çocuklar değer görmek isterler. Elbette hataları olacaktır; ancak onların yanlışlarını sürekli yüzlerine vurmak yerine olumlu davranışlarını takdir etmek daha yapıcıdır. Sürekli eleştirilen ve suçlanan çocuk kendisini değersiz hisseder. Bu noktada J. J. Rousseau’nun da belirttiği gibi, çocuklara uzun sözlü öğütler vermek yerine onların yaşayarak öğrenmelerine fırsat tanımak gerekir. Çocuklar en etkili biçimde model alarak öğrenirler. Televizyon izlemelerini istemiyorsak onların yanında biz de televizyon izlememeli; yalan söylememelerini istiyorsak biz de dürüst davranmalıyız. Bununla birlikte çocukların gelişimi yalnızca gözlem yoluyla sınırlı değildir. Yapılan araştırmalar, henüz beşikteyken çocuklara kitap okumanın zihinsel, duygusal, sosyal ve eğitsel gelişim açısından önemli bir uyaran olduğunu göstermektedir. Özellikle 0–6 yaş dönemi zekâ gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. Bu nedenle anne ve babalar bu yaşlarda çocuklarına bol bol kitap okumalıdır. Küçük yaşlarda resimli hikâye, masal ve öykü kitapları tercih edilebilir; okuma sırasında çocuğa sorular sorularak aktif katılımı sağlanabilir. Ayrıca düzenli bir uyku alışkanlığının kazandırılması da önemlidir. İki yaşından itibaren çocuğun kendi odasında uyumaya alıştırılması, bağımsızlık duygusunu destekler. Erken yaşta ayrı odada uyumaya alışan çocuk, ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek korkulardan daha az etkilenir ve zamanla kendine güven duygusu gelişir. Sonuç olarak aileler, çocuğun kişiliğine saygı duyan ve onun benlik saygısını destekleyen bireyler olmalıdır. Çocuğa öyle bir ortam hazırlanmalıdır ki, çocuk kendisini hem anne babası her zaman yanındaymış gibi güvende hissetsin hem de kendi kararlarını alabilecek kadar özgür olsun. Aşırı koruyucu tutumlardan kaçınılarak çocuğun kendi kendini yöneten bir birey olması desteklenmelidir. Böyle bir aile ortamı, çocuğun özgün düşüncelerini ifade edebilmesini ve sağlıklı bir kişilik geliştirmesini sağlar.
Eğitim /Kişisel Gelişim
Bağırıp Çağırmadan Çocuk EğitimiEkrem Acar · Yakamoz Yayınları · 201293 okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.