“Kintsugi'de ağzınıza koyabileceğiniz güvenli Urushi kullanılıyordu. Onarım iz bıraksa da Japonya'da eskiden beri ortaya çıkan yeni manzaranın tadını çıkarma geleneği vardı. Çatlaklar ve kırıklar doğanın yarattığı şekillerdi. Oraya başka bir renk ekleyerek öncesinden farklı bir manzara elde ediliyordu.”
Merhabalar
Kitap sever dostlarım. İyi hisset serisini çok sevdim. Her ay bu seriyle ilgili kitaplar okumak çok keyif veriyor. Uzakdoğu edebiyatını sevmeye başladım. Öncelikle Kintsugi nedir? Hiç duydunuz mu? Kintsugi, adını Japonların kırılan seramikleri altınla onarma sanatı olan “kintsugi”den alır. Bu sanat, kusurları gizlemek yerine onları değerli kılmayı simgeler. Roman da tam olarak bu fikir üzerine kuruludur.
Aslında kitabı okurken bir sanatın inceliğini ve üç kuşak kadının kırılma hikayesini okuyoruz.
Roman, üç farklı kuşağa mensup kadının —bir büyükanne, bir anne (Yuuko) ve bir kız çocuk (Mao)— hikayesini merkeze alır. Hikaye, Kanazawa’nın geleneksel dokusunda, vernik (urushi) kokularının sindiği bir evde geçer.
Hikaye ile sanatın uyumu çok iyiydi. Kırılan kendi yaşamlarında çatlakları onarmaya çalışırken Kintsugi sanat evi de kırılan şeylerin atılmadığı ve onarılmaya çalışıldığı bir sanat. Çok sevdim terapi gibi bir sanat. Kitabı genel okurken sıcak bir atmosfer ve sakinlikle okuyorsun. İster istemez iyi hissediyorsun. Yuuko’nun yaşadıkları ve kendini bırakmaması ve Mao’nun lise öğrencisi olup ve büyük annesi ile iletişimi ve sanatın inceliklerini öğrenmesi ve kendi yolunu çizmesi manidardı. Kitabın son cümlesi de beni çok etkiledi. Tavsiye ederim. Kitapla kalın.