Puan vermedi·198 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Hipergerçekçilik, politik fantazi ve absürt bir mizah… Ama bütün bu tuhaflığın altında ciddi bir politik eleştiri var. Bu Prens, bildiğimiz Machiavelli’nin Prensi gibi iktidarını akıl ve stratejiyle kuran bir lider değil; Latin Amerika’nın kaotik evreninde kendi mitini kuran bir figür. Bir an ciddi, bir an komik… Az önce kabinesiyle birlikte havaya uçtu mesela. Göksel bir yeteneği varmış gibi yükseliyor ve halk bunu neredeyse bir mucize gibi kutluyor. Birinin gökyüzüne yükselmesini olağan kabul eden bir halk düşünün; o yükselişi alkışlayan kalabalık da en az lider kadar hikâyenin içinde değil midir? Bir lider ne zaman insan olmaktan çıkıp efsaneye dönüşür? Sanırım onu kör bir inançla kutsallaştıran bir halk olduğu zaman. Burada anlatılan şey bir lider biyografisi değil, bir mit inşası. İktidarın yalnızca yönetmekle kurulmadığı; arzu, beden ve inançla da büyüdüğü bir düzen bu. Bilinmeyen geçmişler efsaneleşiyor, sıradan olan olağanüstüye çevriliyor ve toplum o anlatının parçası haline geliyor. Özellikle uzun süren iktidarlarda körü körüne bağlılık eleştiriyi değil de efsaneyi besliyor; yükseliş ne kadar abartılırsa sorgulama da o kadar geri çekiliyor. Ucu bir yerden İstanbul’a kadar dolaşan bu hikâye bana Orwell’in Napolyon’unu hatırlattı; her şeyi “sizin için” yaptığını söyleyen o figürü. İktidarın yalnızca yukarıdan kurulmadığını, ona inanan ve onu büyüten bir zeminle güç kazandığını o çiftlikte de görmemiş miydik? Prens’i okurken insan liderleri sorguladığı kadar, o lideri mümkün kılan kör inancı da sorguluyor.
1000Kitap
PrensFederico Andahazi · Vinyet Kitap · 202610 okunma
·
70 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.