Halil’in gözünden dünyaya bakmak, bir çocuğun iç dünyasında dolaşmak aslında bize unuttuğumuz duyguları hatırlatıyor. Bir baba–oğul ilişkisi etrafında şekillenen hikâyede sevgi var ama yüksek sesli değil; kırgınlık var ama dramatik değil; eksiklik var ama bağırmıyor. Her şey çok sade, çok gerçek ve bu yüzden çok etkileyici.
Okurken en çok şunu hissettim: Çocuklar sandığımızdan çok daha fazlasını görüyor, anlıyor ve içine atıyor. Halil’in yaşadıkları, düşündükleri ve hissettikleri bana zaman zaman durup kendi çocukluğumu düşündürdü. İnsan büyüyünce bazı şeyleri geride bıraktığını sanıyor ama aslında sadece üzerini örtüyor.
Kitap boyunca bir sessizlik hâkim. Ama o sessizlik boş değil; içinde özlem, kırgınlık, sevgi ve biraz da anlaşılma isteği var. Yazarın dili çok yalın ama bu yalınlık hikâyeyi daha da derinleştiriyor. Abartıdan uzak, gösterişsiz ama kalbe dokunan bir anlatım.
Bence bu kitap en çok şunu anlatıyor:
Bir çocuğun ihtiyacı olan şey maddi şeyler değil, görülmek, duyulmak ve gerçekten hissedilmek.
Bitirdiğimde içimde hafif bir hüzün vardı ama aynı zamanda bir farkındalık da… Halil’in hikâyesi bitti ama düşündürdükleri bitmedi.
Bazı kitaplar okunur ve rafa kaldırılır.
Bazılarıysa biraz içinizde kalır.
Halil benim içimde kalanlardan oldu
•
•
•
•
@ayrintiyayinlari
@hasansever.72
@aliyildiz.81
Alican
@camkiz_zey
Birazcık HalilHasan Sever · Ayrıntı Yayınları · 201517 okunma