William Shakespeare’in ailesini ve özellikle de küçük yaşta ölen oğlu Hamnet’ı konu alarak,gerçeklere olabildiğince sadık kalınarak yazılan bir kurgu roman Hamnet.Her ne kadar tarih bize Shakespeare’i tanıtsa da, kitabın bel kemiğini Shakespeare değil, eşi Anne Hathaway(Agnes) oluşturuyor.
Agnes; sezgileri güçlü, adeta insanın içini okuyan, doğayla iç içe, bitkilerin dilinden anlayan, şifacı bir kadın.Eşini çok seven, çocuklarını ise hayatının merkezine alan bir anne.Kitap boyunca çocuklarını korumak isteyen bu annenin çırpınışlarına şahit oluyoruz.Belki de her annenin en büyük korkusu olan evladını kaybetme korkusunu derinden hissediyor ve evlat acısını onunla birlikte yaşıyoruz.Bu acıları yaşarken güçlü durmaya çalışan Agnes’ın aslında içinin paramparça ve kırılgan olduğunu hissediyoruz.Acılarla tek başına mücadele etmesine neden olan, evde hiç olmayan eşine kızmadan da edemiyoruz.
Yazarın anlatımı,betimlemeleri harika.Duyguyu işleyişi çok başarılı.Dili yalın ve akıcı, okuyucuyu yormuyor ancak üzerinizde bıraktığı hüzünlü etki kalbinizi yorabilen türden.Kitap çok etkileyiciydi benim için.Bir annenin evladına bağlılığını,onun canını, ruhunu koruma isteğini,ölümün ve yas sürecinin nasıl derin yaralar açtığını gerçekten hissederek okudum.Ölümün herkeste aynı etkiyi yaratmadığını, herkesin yas sürecini farklı yaşadığını da anlatıyor eser.Anne tüm varlığı ile evlat acısından etkilenirken, baba acısını sanata dönüştürüyor ve o meşhur eser “Hamlet” ortaya çıkıyor.Böylece Hamlet bir nevi Hamnet’ı ölümsüzleştiriyor.
Çok severek okuduğum bu eseri sizlerin de mutlaka okumasını öneririm.
HamnetMaggie O'Farrell