Taş susar, Vicdan konuşur!
9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2025 134. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 16:39
Buyurun bakalım vicdan muhasebesineeeee... 20. yüzyılın başındaki fırtınalı yıllarda, Hamidiye Alayları’nın gölgesinde şekillenen anlatı, bir yanıyla toplumsal bir yaranın izlerini sürerken diğer yanıyla bireyin kendi içsel sürgününü resmediyor. Romanın aslını oluşturan Adis ve Sinan karakterleri, aslında birbirine teğet geçen iki ayrı dünyayı temsil ediyor olmalı. Ailesini ve geçmişini bir baskında kaybeden, intikam ateşiyle hayata tutunmaya çalışan Adis, kaybın ve yasın ete kemiğe bürünmüş hâli olarak karşımıza çıkıyor. Öte yanda ise İstanbul’un bürokrasi dünyasından kopup Diyarbekir’in sert gerçekliğine savrulan Sinan yer alıyor. Sinan’ın tayiniyle başlayan yolculuk, devletin yüzü ile insan vicdanının çatışması arasında gidip gelen sancılı bir uyanışın hikâyesine dönüşüyor. Ataşçı’nın anlatısında kadın karakterlerin konumu, yıkıntılar arasından sızan birer teselli ışığı gibi duruyor. Erkeklerin savaşlarla, baskınlarla ve hırslarla parçaladığı dünyayı, Cavidan’ın şefkati, Anadolu kadınlarının onarıcı sessizliği toparlıyor. Roman boyunca hissedilen portakal çiçeği kokusu ile barut kokusunun birbirine karışması, yazarın tarihsel gerçekliği ne denli ustaca harmanladığının en somut kanıtı. Doğanın sadece dekor değil, başlı başına bir karakter gibi anlatılması, taşın, toprağın şahitliği, metni belge roman olmaktan çıkarıp lirik destan seviyesine taşıyor. İnsanın sustuğu yerde tabiatın dile gelmesi, aslında tarihin yazılmayan sayfalarına düşülen bir not niteliği taşıyor. Romanın diline gelirseek, Abdullah Ataşçı’nın kendine has, yer yer devrikleşen samimi üslubuyla birleşince, okuma deneyimi keyfe dönüşüyor. Adis’in biriktirdiği öfkenin, Sinan’ın geç kalmış farkındalıklarının peşinde koşarken, aslında kendi içimizdeki öteki kavramıyla da yüzleşiyoruz. Kitap, adaletin (sadece) mahkeme salonlarında değil, en çok insanın kendi iç mahkemesinde tecelli ettiğini hatırlatıyor. Meryem’in Çiçekleri, tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir acıyı bugünün diliyle yeniden kuran, sarsıcı bir eser. Eğer klasik olay örgüsünden ziyade karakterlerin psikolojik derinliklerine inen, üslubuyla ön plana çıkan, okuru vicdanıyla baş başa bırakan bir şeyler arıyorsanız, bu roman mutlaka listenin başlarında yer almalı. #inadınaedebiyat ile beraber okundu. =)
Meryem’in ÇiçekleriAbdullah Ataşçı · Everest Yayınları · 2024122 okunma
·
209 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.