·258 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Mart 2026 17:59 Uzun zaman sonra kitapların dünyasına girince açıkçası yazarların müthiş gözlem yeteneği karşısında şaşkınlığa uğruyorum. Jack London‘a sormak isterdim bir kurdun dünyasını yansıtmak, onun bakış açısını anlamak ve evcilleşme sürecini ele almak nasıl aklına geldi. Bir bebeğin her şeyi tek tek anlamlandırması gibi adeta… Hayran kaldımmm…
Kitaba ve tabiki de başkahramanımız Beyaz Diş’e gelecek olursak onca zulüm, acı, ayrılık, eziyetten sonra insanoğlundan sevgi ve merhamet görmeseydi hikaye yarım, içim buruk kalırdı. Çünkü bu güzel son insanlığa olan umudumu yeşertiyor. Beyaz Diş’in şefkatli biri tarafından evcilleştirilmesi beni her ne kadar mutlu etse de, hikayenin başına dönüp vahşi doğanın kendine ait yasasını da kabullenmek gerekiyor. Bilhassa açlıkla belirginleşen yasayı. “Hayat, başka hayatlarla yaşamını sürdürüyordu. Yiyenler ve yem olanlar vardı. Yasa şöyleydi: ya yersin ya da yem olursun.”