Romandaki ilk hedefim müze değil, aşk dediğimiz karmaşık,
psikolojik, kültürel, antropolojik şeyi soğukkanlılıkla anlatmaktı.
Aşkı yüksek bir yere koyup, sevilen şarkılarda yapıldığı gibi, "Aman
ne güzel bir duygu !" demek istemiyordum. Bu duyguyu -tıpkı
bir trafik kazası gibi- hayatta başımıza gelen ve çoğu zaman bize
istemediğimiz kadar acı veren bir şey olarak anlatmak istiyordum.
Masumiyet Müzesi her şeyden önce aşk hakkında bir düşünmedir.