Bir harita serildi şeytanın masasına,
Sınırlar titredi gecenin tam ortasında.
Sessizlik büyürken duvarların ardında,
İnsanlar gölgesinden korktu karanlıkta.
Camdan baktım, üşümüş şimal yıldızı,
Gökyüzü sustu, dualar yetim kaldı.
Yakıp yıktılar çocuk seslerimi,
Karanlık çöktü kadim şehirlere.
Anlaştı portakal suratlı trampet,
Putin denen o sinsi Rus ayısıyla.
Göğü paylaştılar karanlık ellerle,
Dünya iki pençe arasında kaldı.
Silinmez insanlığa işledikleri cinayet,
Hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez.
Göğü paylaştılar karanlık ellerle,
Dünya iki pençe arasında kaldı.
Kalem tutan ellerim…
Oyun oynarken
Koşan ayaklarım nerde,
Anne... Babaa.
Çook üşüyorum..
Cansız bedenime...
Dünya neden sağır...
Düşlerim yarım kaldı...
Yemekler bile hep acıdır bu coğrafyada,
Taş bile dile geldi ümmete edilen bu zulme.
Bir çocuğun ahı yapışır zalimlerin yakasına,
Ve artık ışık bile kaçamaz bu azaptan.
Silinmez insanlığa işledikleri cinayet,
Hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez.
Anadolu'dan mavi türbanlı yağız bir adam çıkar...
İblisin altın çağ denen saltanatını başına yıkar
Ve ölü bir çocuğun yarım kalan düşleriyle
Yeryüzünü insanlığın biricik cenneti yapar.